Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
YAVUZ ALİ SAKARYA
MELTEM ESİNTİSİ
mail_outline : yavuzalisakarya@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

30.10.2019

Okunma Sayısı

276

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Cumhuriyet; Erdemdir, Bize En Yakışan Yönetim Biçimidir...

29 Ekim. Türk ulusu için yediden yetmişe herkes için en önemli gün. Halkın kulluktan vatandaşlığa terfi ettiği, kendi kendini yönetmeye başladığı rejimin adı “Cumhuriyet”. “Cumhur”, sözcük anlamıyla “halk”  demek.    

Bu yönetim biçiminde, tek egemen yoktur, dediği dedik çaldığı düdük kimse yoktur, egemenlik sadece halka aittir, onun dediği olur. Halk, zamanı geldiğinde oyunu kullanarak kendini yönetecekleri kendi özgür iradesi ile seçer. Başına geçirir. Ona temsil yeteneğini verir.  

“Cumhuriyet”, “demokratik anlayış, demokratik yaşam” demektir. Herkes farkında olmasa da,  insan yapısına en uygun yönetim biçimidir. Halkın, oyuyla beğendiği yöneticileri görevde tutmaya devam etmesi, beğenmediklerini seçim zamanı geldiğinde değiştirmesi anlayışıdır.

Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden uluslardan biri de müttefikleri gibi Osmanlı devleti idi. Yıkılarak, tarihteki yerini alarak, faturasını ağır ödedi. Başı sıkışan Türk ulusu, kurtuluş için bir önder, bir lider arayışına girdi. O önder, kurtarıcı Mustafa Kemal idi.

Bu anlamda 29 Ekim kadar önemli bir tarih te 23 Nisan 1920 dir. Halkın kendi iradesini eline alması anlamına gelen bir meclis kurularak, kurtuluş mücadelesine o tarihte başlanmıştır. Bu örgütlü bir mücadelenin Türk toplumu için ilk örneği, atılan ilk adımı idi. Aynı zamanda mazlum uluslara yönelik bir ilk çıkış noktası idi.  

Meclis sayesinde, kurtuluş sonrasında ufuktaki Türkiye’nin gelecek rejiminin demokratik anlayış içeren “cumhuriyet” olduğu düşüncesi kafalara yerleşmeye başladı.

1923 yılının 29 Ekimi halk iradesinin ön plana çıktığı, cumhuriyet rejiminin bir yasa marifetiyle rüya olmaktan kurtulup gerçek olduğu gündü. Kolay olmadı bu iş. “Kursağımızda padişahın ekmeği var,  ona karşı çıkamayayız” diyen paşalar, “halifelik devam etsin” isteyen insanlar vardı. 

Halbuki Atatürk, olayı çok önceden kafasında çözmüş, Türk toplumuna yakışan yönetim biçiminin cumhuriyet olduğunu daha kongreler sırasında, hatta çok daha önceden görmüş, zamanının gelmesini, ortamın oluşmasını  bekliyordu. İşte 29 Ekim tam da o zamandı. 30 Ekim Mondros Anlaşması’nın bir gün öncesine onu koyarak, yurdun kurtuluşunu, bağımsızlığını, onu tutsak eden anlaşmayı tarihin çöplüğüne atarak zamanlamayı tam ayarlayarak yapmıştı. Böylece tüm dünyaya, “Atı alan Üsküdar’a geçti” demiştir.Siz 30 Ekimi değil, 29 Ekimi anımsayın demiştir.    

Zor, hatta olanaksız koşullara karşın, bir eylem adamı olan Atatürk, farklı düşüncedeki insanları, beklentileri farklı insanları bir ülkü etrafında toplayarak, bir araya getirerek bunu başarmıştır. Bu onun “Geldikleri gibi giderler” dediği, uzak görüşlü anlayışın, gerçekleştiği kutlu gündü. Mustafa Kemal, Türk ordularının başkomutanı olarak,  “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” derken, kurulacak rejimin “Cumhuriyet” olacağını en azından kendi kafasında çözümlemişti.

Vatan kurtulunca, kendisini “sultan” yapmak, “halife” yapmak isteyenlere karşı takındığı içten ve kararlı tavır, onun halka olan sonsuz güvenini, demokrasi anlayışını ne kadar içine sindiren bir yapıda olduğunu açıkça göstermektedir.

Atatürk'ün binbir özveri ve emekle, kanla canla kurduğu Cumhuriyet, Türk toplumuna kazandırdıkları açısından gerçek bir devrim, hatta devrimler dizisi konumunda idi.  Bizim vücudumuza uygun kesilip dikilmiş, üstümüze oturan ve çok ta şık duran değerli bir giysi gibiydi.      

Kadın ve erkeğin her bakımdan eşit olduğu, bağımsızlığın ve demokrasinin herkes için en temel hak, bilimin yol gösterici olduğu yönetim tarzıdır “Cumhuriyet”. O nedenle bize en yakışandır.

Ülke bölüşülmesin, toprakları paylaşılmasın, köklü bir ulus yok edilmesin, yurdum insanı köleleştirilmesin diye mücadele verilmiş, üzerinde yaşadığımız anavatan bildiğimiz topraklarda kiracı olmayalım, eğreti oturmayalım diye kurulmuştur.  

Cumhuriyetin ilk onbeş yılı, Mustafa Kemal’in yönetim dönemi, gerçekten topluma adanmış bir ömrün, her alanda emsalsiz devrimler gerçekleştirdiği, toplumu ezilmişlikten, sinmiş, içine kapanmışlıktan kurtardığı, güven kazandığı bir dönem olmuştur. Yoksulluk ortamında inanılmaz işlerin başarıldığı bir doruk, bir zirvedir. 

Cumhuriyet erdemdir. 29 Ekim, ülkemizin, insanımızın bağımsızlığa doğduğu gündür. O nedenle en önemli bayramımız olan Cumhuriyet Bayramı, coşku dolu bir bayram, güne mutlulukla uyanmak, özgürlüğün, bağımsızlığın tadını çıkartmaktır.   

“Cumhuriyet; Fikren, İlmen Ve Bedenen Kuvvetli Ve Yüksek Karekterli Koruyucular İster. Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz Kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”  Diyen Mustafa Kemal’in Türk gençliğine bıraktığı kutsal emanettir. Bu bilinçle hareket eden gençliğin, Mustafa kemalin gençliği’nin koruma bilincidir.   

Cumhuriyet, bir fazilet (erdem) rejimidir. Cumhuriyet, sonsuzluktur. 

“Benim nâçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”  Bu ifade, kendini Mustafa Kemal’in askeri gören herkes için geçerli bir slogan, yerine getirilmesi gereken bir görevdir. O nedenle, Cumhuriyet, sorumluluktur.

 
“Cumhuriyetimiz öyle zannedildiği gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. Gerektiğinde kurumlarımızı korumak için gerekeni yapmağa hazırız.” Düşüncesinin diri tutulmasıdır.

CUMHURİYETİN KAZANIMLARI SAYMAKLA BİTMEZ.

Cumhuriyet yönetimi, esaret zincirlerinden kurtulan bir ulusun kalkınma yolunda topyekün bir seferberlik çalışmasıdır. Özellikle ilk 15 yılda hız kesmeden yol almış, çok sayıda devrim art arda bu dönemde gerçekleşmiştir. 

Üretime ağırlık verilmiş, köylüyü ulusun efendisi yapmak için özel gayret gösterilmiştir.

Çağdaş hukuk sisteminin kurulmasıyla yaşam kolaylaşmış, düzene girmiştir.

Cumhuriyet yönetimi, Türk kadınına hak ettiği pek çok hakkı, çok sayıda Batı toplumundan çok çok önce vermiştir. Daha önce kadının adının olmadığı bir toplumdan, her alanda erkekler ile eşit koşullarda toplumsal yaşama katılma hakları olan kadınlar çıkmışlardır. Seçme ve seçilme hakkını Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında elde eden Türk kadınları onları saygın kılan Atatük’e çok şey borçludurlar. Fransa, İtalya ve İsviçre gibi batılı ülkelerde bu hakkın verilmesi için kadınlar daha çok beklemek zorunda kalmışlardır.   

Cumhuriyetin ilk yıllarında okuma-yazma konusunda, okullaşma yolunda büyük hamleler yapılmıştır. Eğitim alanında yere sağlam basan adımlar atılmış, eğitmenlik kurumları ve köy enstitüleri ile okulsuz köy, öğretmensiz okul bırakmama yolunda hızlı adımlar atılmıştır.  Nitelikli ve adanmış bir eğitici sınıf oluşması amaçlanmıştır.  

Öğretmenler yurdun dört bir yanına dağılarak, yurdum insanının eğitimi önemsenmiştir. Herkesin eşit koşullarda eğitim almasını sağlayan haklar, ancak Cumhuriyet döneminde elde edilmiştir. Bu yenilikler sayesinde o zamana değin belirli bir zümreye, ayrıcalıklı ve varlıklı bir zümreye özgü olan okuma ve yazma hakkı, giderek tüm ulusa yayılarak ulusal bilincin gelişmesi sağlanmıştır.  

Batı müziğini, kültür ve sanatı halka yayan, konservatuvarlar ve okullar kuran ve müziğimizi geliştiren de Cumhuriyet rejimi olmuştur.

 

Hastalık ve salgınlar nedeniyle inim inim inleyen ulus, sağlık alanında atılan adımlarla daha sağlıklı konuma gelmiş, elde edilen başarı ile kimi salgın hastalıklar önlenmiş, kimilerinin yurt çapında kökü kazınmıştır. Toplumun tüm katmanları, her birey, durumu ne olursa olsun, sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkını elde etmiştir.  

Cumhuriyet sayesinde bölgeler arasında bir eşitlik anlayışı yerleşmiştir. Sınıfsız, imtiyazsız bir topluma dönüşme yolunda hızlı adımlar atılmıştır. Cumhuriyetin korunması, kollanması işi, sürekli olarak gençlikle ilişkilendirilmiştir.  Listeye daha pek çok yenilik eklenebilir.

Bizi biz yapan laik ve çağdaş cumhuriyet rejimini, ilelebet korumak,kollamak  yurttaşlar olarak en önde gelen görevimizdir. Bu bilinçle bu en büyük ulusal bayramımız hepimize kutlu olsun.   Yavuz Ali Sakarya 29 Ekim 2019, Antalya

MAKALE Yorumları