Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HADİ İSTANBULLU
GİRİŞİMCİ HAYAT
mail_outline : hadiistanbullu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

11.05.2016

Okunma Sayısı

3356

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Çok Para mı? Mutluluk mu?

İngiltere’deki New Economics Foundation(NEF) ülkedeki gelirin mutluluk üzerine etkisini araştırmış (www.neweconomics.org/programmes/well-being), buldukları sonuçlar oldukça şaşırtıcı:

Geliri düşük ancak sosyal ilişkileri güçlü kişilerin hayattaki mutluluk düzeyleri yüksek, buna karşın iyi geliri olan ama sosyal ilişkileri zayıf kişilerin mutluluk düzeyleri zayıf çıkmış. Yani kısaca çok maddi gelir mutlu etmiyor. İnsanın mutluluğu sevenlerinin çok olmasıyla da bağlantılı. Sosyal ilişkilerimizi sürekli geliştirmek zaten kuracağımız işler için de çok önemli bir unsur. İşimizin gelişmesi ve tutulması sosyal ilişkilerdeki başarımıza bağlı. İş modelimizde temel ortaklar ve müşteri ilişkileri bölümlerini belirlerken birçok insan ve kurumdan destek alacağız. İnsanlara yatırım yapmak maddi zenginliğe yatırım yapmaktan daha önemli oldu günümüzde. Teknolojiyi kötü kullanma ve bağımlılık, sosyal ilişkilerimize büyük zarar veriyor. Yüz yüze muhabbet etmek yerine mesajlaşmak işimize geliyor, ama hayatı ıskalıyoruz ve mutsuzlaşıyoruz. Refahımız artsa da kendi mikro yalnızlığımızda yok olmaya başlıyoruz. İnsan insana olan sıcak iletişim bizi yalnızlıktan ve mutsuzluktan koruyor.   İşimizi devam ettirirken çok para kazanma hırsına kapılıp dostlarımızı ve yakınlarımızı en önemlisi de sağlığımızı ihmal etmemek gerekiyor.Kendi maddi sermayemizi geliştirirken sosyal sermayemizi ihmal etmememiz gerek yoksa fildişi kulemizde ne kadar zengin olursak olalım,  bu bize yalnızlık ve mutsuzluk getirebilir.  

 Yaptığımız işlerde topluma da borcumuzu ödenmemiz gerekiyor. Sadece kendi çıkarımız için değil aynı gemide yer aldığımız toplumun sağlıklı gelişmesi için de çaba harcamamız lazım.    İşimizi geliştirirken ve sürdürürken çok gelir elde etmek için aşırıya kaçmamak da önemli. Herkesin ortak malı olan doğal kaynakların verimli kullanılması da şart. Bir ülkede kişi ve kurumlar arası güvene dayalı ilişkilerin yani sosyal sermayesinin büyük olması ülke refahını maddi fiziki zenginlikten daha fazla etkiliyor. Çok zenginlik para etmiyor kısacası. Aşırı tüketim ve üretim, doğal kaynakların hızla tüketimi uzun vadede toplumlara yoksulluk getirmektedir. Sürdürülebilir bir refah için ihtiyacımız kadar üretmek ve tüketmek de gerekli. Bunu bir köye ait ortak mera kullanımına örnek verebiliriz. Meranın devamlı ot üretebilmesi dengeli kullanımıyla mümkündür. Birileri çok kazanmak için hayvanlarına meradan aşırı yararlandırırsa kısa sürede belki geliri artar, ama meranın devamlılığı tehlikeye girer ve zamanla çoraklaşır. Herkes kaybeder. Dünyamızdaki doğal su kaynaklarının, atmosferin hızla kirlenmesi, toprağın bilinçsiz kullanımıyla veriminin azalması, denizlerde balıkların azalması açlığın artmasına ve bazı toplumların refahını olumsuz etkilemekte,sonuçta bunun bedelini zengin toplumlar da ödemektedir.Fiziki zenginliğe çaba harcamak kadar insan ilişkilerini geliştirmeye de çaba harcasak, hem toplum olarak, hem kişi olarak daha kalıcı ve mutlu bir refaha ulaşabiliriz.

MAKALE Yorumları