Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

26.08.2017

Okunma Sayısı

1422

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Biraz Politika...

(2yıl önce yapılmış bir analiz)
15 yıldan beri Ülkemde estirilen adaletsizliğe ve cumhuriyetin kazanımlarına karşı sürdürülen yıkım faaliyetlerine dur demenin başlangıcı 2019 tarihi olabilir.
Bu yıkım sonucu, Milli Devlet, Ulus Devlet, Milli Ordu olabildiğince yıpratılmış, halkın büyük çoğunluğu umutsuzluk içinde, yarınından endişelidir!
2019 C. Başkanlığı seçimi, Türkiye için bir umuttur.
Devletin onarılması için bir fırsattır.
Ki Türk halkı bunu sağlayabilir.
Bütün gövdesiyle kendini ortaya koyan, bağırarak, yırtmadık gırtlak boğumu bırakmayan, bulunduğu makamın gelenek ve yasal sınırlarına uymayan davranışlar serisi içine giren "kirli zihniyet" sakinlerine Türk halkı "dur" diyebilmeli, kırmızı kartı gösterebilmelidir.
***
Gazi Paşa'nın hHeykellerini kırarak, fotoğraflarını yırtarak yok edilemez; çünkü O, her daim yeni fikirdir, dinamik idealdir; akıldır, bilimdir, tam bağımsızlıktır
***
Bu duruma gelmenin sorumluları kimlerdir?
Cumhuriyetin kazanımlarını tam anlayıp özümleyemeyen geçmişteki siyasiler, aydınlar ve sistem uygulayıcıları olduğunu itiraf etmeliyiz. Çünkü politik sahadaki oyuncular, yaptıkları yanlışın nelere gebe olduğunu bilmediler, bunun farkında olamadılar, ya da bilinçli olarak olmadılar; demokrasinin ruhu olan hoş görü ve birlikte yaşama iradesini benimsemediler; bu kartı iyi okuyamadılar, güç birliği yapmaları gerekirken çelmeler taktılar, tekmeler attılar birbirlerine!...
Bunu fırsat bilen pusudaki "Muaviye-Yezit zihniyeti" derhal harekete geçti!
Kapalı kapılar ardından şaibeli niyetin yansımaları olacak planlar yapıldı, oltanın ucuna tatlı mı tatlı bir "yem" takıldı, sallandı Akdeniz'in derinliklerine...
Sahilde dolaşan, adı da "Deniz" olan bir zat, hemen oltaya takıldı...
***
Hayalinde yaşatıp da olamadığı ne başbakanlık, ne cumhur başkanlığı kalmıştı, olamamıştı...
Ancak, oltanın ucundaki "yem" çok özel ve özgündü; TBMM başkanlığına aday olmasının başlangıç işaretiydi, kendince...
Meclisin açılışının yaşlı üye sıfatıyla yapılması konusunda imkan ve deneyime sahipti, ancak devamında 'TBMM Başkanı olma' hayali, ömrünün sonunda 'kaymaklı kadayıf' olacağını söyleyenlere anlamlı gülücüklerle "evet" dedi, ama bu planın nasıl kurgulandığının farkına varamayacak kadar zaaflarının esiriydi!...
***
Bu, af edilmez bir zaaftı..
Çünkü oltayı atan zat, fi tarihinde Deniz Bey'in özel hayatını kayıtlara aldırarak ortalığı kirleten örgütün bu belgesini kullanarak, meydan-meydan dolaşmış, menfi propaganda yapmıştı ve bu nedenle de Deniz Bey, genel başkanı olduğu, Cumhuriyetin kurucu siyasi örgütü CHP'nin genel başkanlığını, zorunlu olarak, "Dersimli Kemal'e" bırakmıştı...
Bu, planlı bir strateji idi, "üst akıl" bunu planlayıp sahneye sürdüğü zat aracıyla uygulamaya koymuş olmalıydı!
Hatırlayalım...
Kasetli geçmişe sahip bir Deniz Bey, durup dururken "Kaç-Ak kondu sakini" tarafından neden görüşmeye çağrılır!...
Bu planın içine neden sokulmak istensin ki?
Örneğin şu ihtimal olabilir mi; "Ona haksızlık yaptım, bari TBMM Başkanı olsun da ödeşelim. O da beni başbakan yapmıştı, fi tarihinde..." diye mi düşündü?
Asla!...
Deniz Bey bu oyuna geldi!..
"Kaç-Ak kondu sakinini", Deniz Bey, birazcık tanımış olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti kazanımlarını ve Atatürk ilkelerini yıkmaya, en azında dejenere etmeye her fırsatta gayret eden bir zihniyetin temsilcisi olduğunu bilirdi.
Cumhuriyetçi, layık, çağdaş düşünceleri olan bir kişiye değil ki TBMM başkanlığını 'ikram etmek, günahını dahi vermezdi' diyenleri anlardı.
Nitekim sonuç tam planlandığı gibi gelişti!
***
Deniz Bey'in başkanlığa aday yaptırılma planın ardındaki diğer bir husus, MHP tarafından TBMM başkanlığına aday gösterilen Ekmeleddin Bey, aynı zamanda, CHP+MHP ortak cumhurbaşkanı "çatı adayı" olarak, "Kaç-Ak kondu sakinine" karşı rakip olarak çıkarılmıştı; buna da bir dokunuş vardı.
Verilen izlenim ve yapılan algı operasyonu; "Bakın işte CHP budur, Cumhurbaşkanı adayı gösterdiği kişiyi bile desteklemiyor" dedirterek CHP, samimiyet testinden geçirilme hedefi de vardı muhtemelen...
***
Yılların kaşarlanmış politikacısı Deniz Bey, meclisin açılış yöntemini "Kaç-Ak kondu sakininden" öğrenecek değildi elbette. O zaman, bu planın-projenin arka planı, perde arkası, vardır ve mutlaka açıklanmalıdır. O ikili görüşmede nelerin olup bittiğini yakında umarım ki öğreniriz...
***
Sonuç olarak Deniz Bey'in "Kaç-Ak kondu sakini" ile teamül dışı bir görüşme yapmasının ardındaki planın sonuçları şöyle özetlenebilir;
1-TBMM başkanlığı bir parmak baldı, ona tav olmanın zaafını göstermenin hezimetinin yaşanmışlığı...
Yılların politikacısı 80'lik Deniz Bey'in zaaflarına yenildiği, CHP içinde saatli bir bomba niteliğinde olduğu, bunu gerektiğinde kasetle, gerektiğinde makam havucu uzatılarak kullanılabileceğini;
2-CHP yönetimin MHP yönetimine teklif ettiği ortak cumhurbaşkanı adayı gösterdiği bir zatın, hem cumhurbaşkanlığı seçiminde, hem de meclis başkanlığı seçiminde CHP tarafından desteklenmediği; siyasi samimiyet testinin negatif yansıdığını;
3- "Kaç-Ak kondu sakinini", kendisine cumhurbaşkanlığında rakip olan Ekmeleddin Bey'den, Deniz Bey'in zaafını kullanarak öç alındığını;
4-Baştan beri MHP merkez yönetimin, PKK terör örgütünün siyasi uzantısı ve AKP'nin "çözülme ortağı" olan HDP ile bir araya gelmeyeceği belli iken, MHP'yi Deniz Bey'i destekleyen HDP ile bir potaya koyup oy vermeye zorlama planın bir parçası olduğu; olursa MHP'nin kendini inkar ettiği tezinin meydanlarda işleneceği; olmadığı takdirde 4. turda AKP'nin adayının seçileceği, dolayısıyla çift taraflı çıkar planı olduğu gerçeği taşıdığını;
5-Dahası MHP'nin Deniz Bey'i desteklemesi halinde Ekmeleddin Bey'e karşı samimiyetsizliğinin ifşası olacağını... vs... vs...
***
Tüm bu planlara, tuzaklara MHP düşmediği halde bugünkü sonuç yine de elde edilmiştir. Suçlanmak üzere yine de MHP hedefe konulmuştur. Zaafları nedeniyle bugünkü sonucun esasen Deniz Bey olduğunu söyleyen olmaması çok ilginç bir durumdur.
Sonuç iyi mı olmuştur?
Elbette ki hayır!
Deniz Bey, bugünkü manzaranın, bu sonucun müsebbibidir!
Kurulan tuzak, "Kaç-Ak kondu sakininin" lehine gelişmiştir.
Bundan sonra yeni alternatifler çıkmazsa, Ülkemin geleceği gridir!
Durum, objektif bakışla böyle görünüyor!...

R. Demir (8.7.15)

MAKALE Yorumları