Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

04.10.2016

Okunma Sayısı

1644

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Biraz Felsefe 3

ZAMAN –HAYAT-TANRI

 

Zaman içinde hayata bağlıyız.

Fakat;

Hayat geçici eğreti bir olgudur.

İlmi yapı ve insan,

Tanrı’nın dışında imiş gibi görünür.

Öbür alem yaşadığımız hayatın dışındaki tasavvurlarımızdır.

Bu alemde layık olabildiğimiz hayatı yaşıyoruz.

Dünyadaki konumuza ve Tasavvur ettiğimiz öbür alemi,

Hayatımıza müdahale ettirmezsek, hür oluruz.

Bu dünyanın sebepleri ile,

İnandığımız dünyanın sebepleri uyuşmaz,

Bu iki sebep,

İnsanı kararsız kılar, mutsuz kılar.

Bu iki sebep ilk insanda vardı.

Son insanda da olacak.

Bu dünya,

Öbür dünya…

Bu dünya da yaşıyoruz.

Kendi hakkedişimize göre.

Öbür alem inanç dünyamız.

Bir ikilemin sıkıştırdığı insanda,

İnanma sebebimiz mi birinci sırada?

Yaşama sebebimiz mi birinci sırada?

Bu konuda bir karar vermeli BİREY.

Tanrı kendiliğinden mutlak,

Bir tayinsizlik mi?   

Tabi ki inanca göre,

Kendiliğinden var olan bir mutlak güç olarak algındı

Hep.

Öbür alemde Huriler, Tuba ağacı, altın köşkler altından akan ırmaklar v.s.

Ebedi mutlu hayat özleminde oldu insanlar.

 Bu tavır bir marazi hal mi?

Yoksa gerçek öyle bir şey mi?

Kimbilir?

İnsanoğlu hep “Mutlak Kudret” fikrinden hoşlanmıştır.

Mutlak kudrete inanç, boyun eğmeye meyaldir

Hep.

Onun için kişi “Birey” olamamış.

Kullukta karar kılmıştır tembelce…

Kulluk tembelliktir.

“Birey” gayrettir çabadır.

Düzenin şartı boyun eğen kuldur.

Emre itaat eden askerdir.  İyi vatandaştır.

Düzen bunu ister insanlardan.

Düzen hukukla şekillenirse,

Hukuk adil olursa,

Demokratik kurumlar oluşur.

İnsanlar birey olmanın tadını yaşar,

Kul yapısının oluşturduğu toplumlarda

Otorite güçlüdür.

Ve mutlaktır.

İnsanlar buna uzun müddet katlanamaz.

Kurtulmanın yollarını ararlar.

Kurtuluş yolu karanlık ve zordur.

 İnsanlara özgürlük kendiliğinden verilmez.

İnsanların çabası gerekir.

İnsanların özgürlüğü Tanrıdan bağımsız bir değerdir.

Özgür insan, Tanrı dışında teşekkül etmiş bir varlıktır.

Bağlı olduğu hukuk ilahi hukuk değil,

Akli ve insani hukuktur.

En önemli değeri erdemdir.

Ebediyetin derinliğinden gelen otorite fikri,

Kişiyi özgür ve hür kılmaz.

Kişi kendini bağımlı hisseder.

Bağımlı beyin hür değildir.

Tanrı’nın mutlak iradelerini sorgulamak demek,

İnsan hürriyetine atılan ilk adımdır.

Sorgulayan insan hürriyeti özgürlüğü arayan insandır.

Kendisini var kılan,

Kendiliğinden kendisi için var olan

Tanrı,

İnsanlar için bir baskı unsuru değildir.

Fakat insanlar,

Kendi iradeleriyle kendi benliklerinde bir Tanrı baskısı oluştururlar.

Bu oluşum insanlığın varoluşundan beri ,

Telkinle elde edilen bir boyun büküştür.

Burda Tanrının bir iradesi ve baskısı yoktur.

Tanrı’nın insan üzerine koymadığı,

İnsanın Tanrı adına kendi kendini

Baskıladığı bu olgu,

Atalarımızın kanından akıp gelen

Kanımızdaki bir ürperti bir korkudur.

Bu korkudan korkmayan insan

Hürdür.

Descartes ;

Tanrısız hür olunabileceğine inanıyordu.

Tanrı algısı; hürriyeti baskılayan bir manevi güç mü?

Tanrısal doğmaların esiri insan hür olamaz mı?

Kant;

Hür insanı “Kendi kendimize edindiğimiz edinimlerden kurtulan insan olarak” algılanıyor.

Tanrı, ilk sonsuzluğundan hareket etmeseydi evren oluşur muydu ?

Tanrı niçin hareket etti.

İlk patlama oldu. Niçin oldu?

İlk patlama ile madde oluştu

Zaman oluştu.

Madde olmasa zaman olmaz.

İlk madde ve zaman on üç milyar yıl önce,

Dünyanın oluşumu üç buçuk milyar yıl önce.

İlk canlı yetmiş milyon yıl önce bir yosun.

Yosundan insanlığa uzanan zamanda biz insanlar.

İlk insan, bulgulara göre birmilyon ikiyüz yıl önce,

Vahşi hayvanların korkusundan ağaçta uyurken düşen bir insan.

Yeni bulundu cesedi Etebyoda.

Nasa kaynaklarına göre,

94 milyar ışık yılı öteden gönderilen

İnsani elektrik şoklarını tespit etti bilim.

Zamanda sadece dünyalılar mı var?

Biz kendi zamanımızı yaşıyoruz.

Zaman akıyor bilinmeze.

Zamanda, Tanrı ve insan ve bilinmezler.

Tanrı’nın kendine mahsus gayeleri var.

Dünyalılar için.

İyi kulları için cennet,

Kötü kulları için cehennem yaratmış.

Evrende insanı denetleyen güçün

Gayesi kendisine itiaat…

Koyduğu kurallara uymak zorunda insanlık.

İnsanında kendine has gayeleri var.

Baskısız hür yaşamak, neslini devam ettirmek…

Tanrı’nın gayesi ile,

İnsanın gayesi çatışır.

Tanrının gayesine hizmetle mükelleftir insan…

Bu gayeye hizmet etmezse cehennem hazırdır.

Tanrı;

Kurban ister, oruç, namaz, ibadet, ibadet mekanları için bağış ister.

Geçmiş eski tanrılar insanın kurban edilmesini isterlerdi.

1856 da Mayor  Tapınağının açılışında

4800 insan kurban edilmişti Tanrı’ya.

İnsan kesmekten rahipler bitap düşmüştü.

Tanrı buyruğunu yerine getiren kul için

Cennet müjdelenmiştir,

Tüm Tanrılarca.

Kendisi için yaşamak ile,

Tanrı için yaşamak arasında bocalar insan,

Tanrısına hulusi kalp ile inandığı zaman,

Kendisi için yaşamakla, Tanrı için yaşamak arasındaki zıtlık ortadan kalkar.

Tanrı sebep ve vasıta değil GAYE’dir artık.

Tanrı kurallarına uyan insan Tanrı’yı gökten yere indirir.

Kendi de göğe yükselir.

Bu durum Tanrı’nın bizi veya inanan insanı bütün bütün istemesine bağlıdır.

Kişi Tanrı’yı feth etmek ister.

Kişi Tanrıyı feth ettiği zaman hayatı bütünleşmiştir.

Bir olmuştur.

Tanrısal olmuştur.

Tasavvuf böyle bir olgudur.

Tanrı insanın tesirinde kalmıştır.

Tanrı insanlaşmıştır bir bakıma.

Tanrıyı böyle algılayanlar oldu.

Bu algı sahibi Nesimi, ve Hallac-ı Mansur’un derileri yüzülerek ölüme götürüldüler,

Diğer inanç sahiplerince…

O’nlara göre Tanrı insan şeklinde cezalandırıcı bir şeydi…

O uzakta duran itaat edilendi.

İnsanın içinde olamazdı.

Evrensel güçtü.

Fakat evren olamazdı.

Hristiyan geleneğinin Tanrısı,

İyilik Tanrısı idi.

İSA bir yanağına tokat atana öbür yanağını sunmuştu.

Bu gelenekleşti mi?

Hristiyanlık inancında hep iyilik ve sevgi mi oldu?

Ne gezer herşey lafta.

Reform hareketlerini başlatan M. Luther’e savaş açmadılar mı?

Uyanışa engel olmaya çalışmadılar mı?

Din ve mezhep için yüz yıl bir de yedi yıl savaşmadılar mı?

Tanrı savaşların sebebi mi?

Yoksa,

İnsanlar, çıkardıkları savaşları, döktükleri kanları Tanrı üzerine

Atan Kafirler mi?

Akan zamanda hayatımız,

 Tanrısız, Tanrı’da bizsiz olamaz.

 

KAYNAK:

Dekart üzerine tetkikler

Laberthonniere

Çeviri Mehmet Karasan 1959 Basım

MAKALE Yorumları