Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. ALİ YILMAZ
CESUR KALEM
mail_outline : ali59yilmaz0740@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.07.2020

Okunma Sayısı

1070

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Bir Dünya Mirası Ayasofya

Bir dünya mirası olan Ayasofya, 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüştür.

Danıştay, bu kararın iptali için açılanbir davayı ele almış ve Ayasofya'yı müzeye dönüştüren ilgili kararı  10 Temmuz'da iptal etmiştir.

Danıştayın iptal kararına dayanılarak, Cumhurbaşkanlığı Ayasofya’yı Diyanet’e devretmiş olup, kısmet ise 24 Temmuz’da ibadete açılacaktır.

Şimdiden hayırlı olsun.

 

Ayasofya’nın önemi nereden gelmektedir? Ayasofya  1500 yıl önce manastır olarak inşa edilmiştir.

Hristiyanlık inancına mensup kişiler için kutsal bir mekan olarak görülmektedir.

Osmanlı Devleti'nin 1453'te İstanbul'u almasının ardından camiye çevrilen Ayasofya, Müslümanlar tarafından da kutsal bir mekan olarak kabul edilmektedir.

Ayasofya UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi’nde yer almaktadır.

UNESCO, Ayasofya’nın statüsünün karşılıklı görüşmeler yapılmadan değiştirilmemesi çağrısında da bulunmuştur.

Ancak bu çağrıyı, Egemenlik hakkımıza müdahale görerek  dinlemedik!

Ayasofya, bizim gençlik yıllarımızdan beri, düzenlenen etkinliklerle gündeme gelen ve hep tartışma yaratan bir konudur.

Özellikle Milliyetçi ve dindar camiada…

Bu kesimler mutlu görülüyor. Ayasofya’da namaz kılacaklar. İnşallah diğer camiler gibi boş kalmaz!

 

Ayasofya'nın ibadete açılması nasıl yankı buldu?

Ellerinde bayraklar taşıyan vatandaşlar Ayasofya önünde toplanarak sevinç gösterisinde bulundu, dua edip tekbir getirdi.

Milletvekilleri ayakta alkışladı.

Dış dünyada  ise tepkiler gecikmedi.

““Kimse Türkiye’nin iç işlerine karışmıyor. Fakat Türkiye topraklarından Ayasofya, tüm insanlığa mal olmuş bir anıttır.”

“Ayasofya’nın evrensel önemi, Türk yargısının çökmesi nedeniyle azalmayacaktır.”

“Uygar dünyaya karşı bir provokasyon…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’yi kültürel olarak izole etmeye karar verdi.”

Ve Rus Ortodoks Kilisesi, Danıştay’ın Ayasofya’yı müzeye çeviren Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesini esefle karşıladıklarını açıkladı.

İçerde de Ayasofya 80 yıldır, "Müze olarak uyumun ve modern devletin simgesiydi" diye düşünenler var.

“Yeri ve zamanı değil.”

 

Peki, ülkenin daralan bir ekonomi ve artan işsizlikle uğraştığı bir zamanda böyle bir karar niye alındı?

Siyaseten.

Bizim eski mahallenin hassas olduğu bir konu olduğu için bu karar ile seçmenlerin konsolide edilmesi amaçlanmış olabilir.

Ayasofya’nın özellikle iktidar kanadının söylemlerinde düşmemesi bu varsayımı kuvvetlendirmektedir.

Zira siyasi dengeler beklendiği gibi siyasi iktidarın lehine gelişmemektedir.

Anketler ve kamuoyunun nabzı bunu gösteriyor.

İyi bir siyaset ustası olan Erdoğan, bu kozu da yerinde kullanacaktır.

Başladı bile.

 

 Ayasofya’nın hukuksal statüsü nedir?

Ayasofya 1934 yılında bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürülmüştür.

Altında Atatürk’ün imzası vardır.

Yusuf Halaçoğlu gibi bazı uzmanlar, Ayasofya kararındaki Atatürk’ün imzasının gerçek olmadığını ve bu kararın Atatürk’ün bilgisi ve onayı dışında alındığını ileri sürüyorlar.

Murat Bardakçı gibi diğer bazı uzmanlar ise, imza Atatürk’e ait olmasa da bu kararın Atatürk’ün bilgisi ve onayı le alındığı görüşündeler.

Herneyse ortada bir karar var.

Hukuksal açıdan bakarsak, Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi istemi ile açılan dava ile ilgili daha önce kesinleşmiş bir karar var.

İstem reddedilmiş.

O zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bu görüşteydi.

Yaptığı bir söyleşide, Ayasofya’nın ibadete açılmasını isteyen gençlere sert çıkmıştı.

Fikri değişti anlaşılan.

Bu davanın kesinleşmiş olması, 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının artık ilelebet değiştirilemeyeceği anlamına gelmez.

Şu andaki mevzuata göre yetkili idari makam Cumhurbaşkanıdır ve bu Bakanlar Kurulu kararını kaldırıp müze statüsünü değiştirebilir.

Yetkisi dahilinde, doğrudan bunu yapabilirdi.

Yapmadı, takdir kendisinin.

Danıştay kararını bekleyerek elini güçlendirdi.

 

Bu karar ile Müslüman Türkün gururu okşandı.

O kadar.

Çünkü Ayasofya; Türk, İslam ve Hristiyanlık kültür ve tarihindeki önemi yanında, tüm insanlığın en önemli tarihsel ortak kültür miraslarından biri.

Bazı bağnaz Ortodoks kişi ve kuruluşların Ayasofya konusunu kendi kampını tahkim etme ve hamaset sömürüsü aracı olarak kullanmaları Türk milliyetçilerini ve İslamcıları hep kışkırtmıştır.

Bir Türk milliyetçisi olarak, “Ayasofya ibadete açılsın” sloganını çok attık.

Ancak aynı hamaset sömürüsünü siyasi boyuta havale etmeye ve ucuz siyasi sömürü konusu yapmaya gerek yoktur.

Tehlikelidir. Aki selim davranmak gerekir.

Birileri, . "Kendi ülkemizde müstemleke miyiz? Ecdadımızın kılıç gücüyle kazanıp cami yaptığı Ayasofya’yı niçin yine cami olarak kullanmıyoruz?" diyebilir.

Şimdi kullanacaklar.

 

Bu konuda bir oyun kurgulanmaktadır.

"Bakın görüyor musunuz, tarihe, kültüre, medeniyete saygısı olmayan Türkler, Hristiyanlığın en önemli dinsel sembol ve kültür miraslarından olan Ayasofya’yı zorla camiye dönüştürdüler!”

Bu propoganda, yakın zamanda başta ABD’deki güçlü dindar Evangelist kamuoyu olmak üzere dünya kamuoyunu etkileme yöntemi olarak kullanılacaktır.

“Başka bir dinin yaptığı mabedi zorla kendi mabedine dönüştürmek ”gibi bir suçlamaya hazırlıklı olunmalıdır.

Örneğin, Mescidi Aksa Hz. İbrahim döneminde yapılmış Yahudi Sinagogu idi.

Bugün İsrail’in işgali altında.

Ya sadece sinagog olarak kullanılmasına karar verirlerse ya da Rumeli ve Avrupa’daki eski tarihi eser niteliğindeki camiler kliseye dönerse…

Korkum ve endişem budur.

Dinler savaşı…

Yukarıda izah ettiğim gibi tepkiler gelmesine rağmen, Hiristiyan dünyası beklenen tepkiyi vermedi.

Kuşkuya kapıldım.

Ortodokslara bir mesaj mı veriliyor?

Bilmiyorum.

Büyük OrtaDoğu Projesi’nin bir parçası olmayalım da yeter!

 

Ayasofya eski özelliğini korur mu?

Ayasofya’yı inşa edenin Bizans Ortodoksları olması ve 900 yıl kilise olarak kullanılması halen burayı Hristiyanlara ait kılmaz.

Ayasofya Türkler tarafından fethedilmiş ve 480 yıl cami olarak kullanılmıştır.

Bununla birlikte, burayı bir dünya mirası olarak görmek, buranın müze olarak kullanılması gerektiğini savunanları da, “İslam ve cami düşmanı” olarak lanse etmek doğru değildir.

Önemli olan, bu dünya mirasını korumaktır. Her inançta olan kişilerin ziyaretini sağlamaktır.

Düşünce ve inanca saygı esas olmalıdır.

MAKALE Yorumları