Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

28.07.2019

Okunma Sayısı

2240

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Bir Dokunuş...

Ümmi toplum olmak ayrı şey, vurdumduymaz toplum haline gelmiş olmak daha başka şey...
Antalya’ya 50km mesafede bir dağ köyünde sucuktan uzaklaşma gerekliliği ile yaz ayların bir kısmını bu köyde geçirmeye başladım. 
Her sabah bir saatlik yürüyüşten sonra köyün tek gazete bayii olan Bakkal Mehmet efendiden 3 gazete (2 Yeniçağ, 1 Sözcü) alırım, bir Yeniçağ ötedeki berberin önünde “kal-şak” eden köylülerin masasına bırakırım; “ biraz okuyun ülkenin halini öğrenin” derim ve giderim köy evime...
Köye gelen okunabilir 2-3 gazete geldikleri gibi geri döner ana bayiye!..
Kitap okumak zaten adetten değil!
“Kitap, gazete neye gerek, renkli ekranlar hepsini anlatıyor!” Sığınma aracına rağbet var!
Ümmi değil vurdumduymaz toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz!
***
Kahvehanelerde, tv başında geçirilen zamanı hesaplayan var mı bilmiyorum.
Tv kanallarındaki pembe dizilere, magazin
programlarına ayırdığımız zamanın bir çeyreği kadar zamanı kültürümüzü, gerçek tarihimizi merak edip okumaya ayırsak ve gerçekleri öğrenmeye başlasak bu toplum asla bu kadar vurdumduymaz olmazdı. Bu ataletten sıyrıldığımız takdirde Türk Milleti uyanışa geçebilir...
* * *
Artık birilerini suçlayarak bir yere varılamayacağını anlamlıyız. Örneğin; “Damat Ferit” yanlısında olan hain güruhu her an gündemde tutmak, onlara avans vermek anlamında olduğunu fark etmemiz gerekiyor.
İhanet ettikleri kesin de, ‘bu ihanetlerini ne kadar belgeleyip yayabiliyoruz?’ sorusuna verilecek cevap önemlidir.
Türk Milletinin diriliş hikâyesini unutturmak isteyenlere karşı hamle olarak Mustafa Kemâl’in taşıdığı ve yansıttığı ruhla ortaya çıkıldığı takdirde uyuyan dev de uyanacaktır; gecikildikçe düşman mevzi kazanmaktadır!
Türkiye’nin kurtuluşu Samsun’dan mı, Erzurum’dan mı, Ankara’dan mı başlayacaksa oradan başlanmalıdır!
Nerden kurtuluşa gidilecekse oradan gidilmelidir!
Bunları yapmaya azim ve kabiliyetin, senin taşıdığın asil kanında, engin ruhunda saklı olduğunu Gazi Paşa söylediğine göre, kendine güvenin mi yok, yoksa ‘bana ne’ mi diyenlerden misin?
Pısırık duruşun ardındaki sebep, eğer bir ‘lider’ beklentisi ise, basta kendin olmak üzere; örneklemek de mümkündür: İşte Ayıntaplı Şahin Bey, işte Maraşlı “Imam” adlı sütçü, işte Hasan Tahsin, işte Nene Hatun, işte Kara Fatma, işte Demirci Efe ve Mustafa Kemal’in askeriyim diyen herkes…
Lider kendin olacaksın, ardına bakmadan yürüyeceksin, ‘kimler var, kimler geliyor’ demeyeceksin…
Bu ruhla ilerlemediğin takdirde köleleşmeye, esarete talipsin demektir!
Eğer; “birileri gelip bizi kurtarır” gafletindeysen, sıcaklıkla mayışan halinle, çekirdek çitleyip ahkâm keseceksen, kusura kalma kimse senin için kendini feda etmez!..
Sanal donkisotluğu yaparak, her şeyi eleştirmek, kimseleri beğenmemek nobranlığını gösterip ahkâm kesmen yanlıştır; başkasının taşın altına elini sokmasını beklemek aymazlığını de terk etmelisin artık!..
* * *
Bahçendeki iki kok soğanı çalan gariban hırsıza yapmadığın kalmıyor da, senin cebindeki 18.000 tl yi çalan muktedirlere götürüp oyunu veriyorsan senin aklından, izanından şüphe edenler haklı çıkmaz mı?
Anana, bacına, kızına, kısrağına sövenlere verdiğin tepkiyi bayrağına, vatanına sövüldüğünde veremiyorsan verdiğin verginin kime gittiğini sorgulamıyorsan “sakin Türk” oluşunla övünme! 
Onur’u yok olanın varlığı da yıkılır!
Senin milliyetini ayaklar altına alıp paspas yapana oy verdiğin içindir ki bu aymazlık, onursuzluk kapına dayanmıştır!..
Bayrağın yoksa vatanin yoksa anana, bacına kutsal saydığın her şeye saldırılacağını bilmelisin!..
* * *
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mi diyorsun; yoksa “canim, daha kapıma gelmediler” mi diye savsaklıyorsun? 
Peki, senin kutsallarının kutsalı bayrağın değil mi? 
Çapulcu Suriyeliler bayrağını ayaklar altında tepiniyor, devletin sesi çıkamıyor!
Senin evinin evi değil mi vatanin?
Sen ki, inançlı, imanlı bireysin; inandığın, sığındığın makam yüce Yaratan olduğuna göre, menfaat çarkına girdiğinden beri, benliğini kaybetmiş oluyorsun!İlke olarak alman gereken gerçeklerin önüne “çıkar kaynakları” ve egonun tezahürü olan “hırs-bencillik” engeli çıktı, seni yönetmeye başladı; daha ne kadar yönetecek? 
Ne zamana kadar ona tapınacaksın?
* * *
Senin fıtratına ters olan “nemelazımcılık” beynine ve yüreğine egemen güç olmamalıdır, öz varlığınla, bağımsız vicdanınla dirilmen gerekirken birilerinin gölgesinde, başkalarına biatte yarışmak sana yakışacak bir hal midir?
‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ vecizesini istismar edenlere, onu dağlardan, ovalardan silenlere hoş görüyle davrandığın sürece, dahası onlara destek olduğun sürece, senin Türk olduğundan şüphe edilecektir; Türk kelimesini, Bozkurt Mustafa Kemal Atatürk diyemeyenlerden farkın olmayacaktır…
Milliyetini inkâr edenlere karşı “ben bir Türk’üm dinim cinsim uludur” diyemiyorsan, asil varlığın olan kanına dokunmuyor mu?
Türk demek ırkçılık demek olmadığını iyi bilmelisin. Zira Gazi Paşa birleştiren, bütünleştirici ifade ile “Türkiye Cumhuriyetini kuran halka Türk halkı denir” Ve devamında “ ne mutlu “Türk olana” değil “Türküm diyene” diye noktayı koymuştur.
* * *
Bazı değerlerin yeri dolmaz, doldurulamaz; bağımsızlık, bayrak, vatan, namus…
Aslına dön ve özünle kükre…
Milli şairden sana bir hatırlatma var: “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!”
Şayet korkuya kapılırsan, çıkar uğruna sessiz kalırsan, sana emanet edilen vatanin ve bayrağın ifadesi olan “İstiklâl” marşını da kaybedeceksin!
Bunu asla unutma!
Ve uyan artık, uyuduğun yetti gayri…
Başkasının yalanını, yanlışını benimseyip savunacağına kendi özünü savun!
* * *
Gazi Mustafa Kemal Atatürk sana miras bıraktığı su ifadesini tekrarlayarak hatırlatıyorum: “Mevzubahis vatan ise gerisi teferruattır” 
Bu kutsal emri haykırmaya başlayacağın zamanı sabırsızlıkla bekliyor bu bayrak, bu vatan…
Selam olsun bu vatani ve bayrağı bize emanet eden kahramanlara…

MAKALE Yorumları