Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

09.10.2019

Okunma Sayısı

2490

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Bilim ve Cahil Müslümanlar

Öteden beri zihnimi meşgul eden bir soru var: 'Müslüman toplumlar, neden cehalet bataklığındalar'? Yeri geldiğinde, Müslüman geçinenler, mensup oldukları dinin ilim ve irfanı emrettiğini, hatta ilk emrinin de "oku" olduğunu, yani bir Müslüman'ın ilk işinin bilgi ve bilim için okumak olduğunu söyleyen sarıklı, cübbeli, kıl suratlı adamlar var!..

Ama işin gerçeği söylemle uyumlu değil! Hangi Müslümanülkeye bakarsanız bakınız, cehalet paçalarında akıyor, irin karışımı kin ve nefret yüklü cahillik, izansızlık, kabalık ve dehşet toplumun her kesiminde yaygın!..

Diğer taraftan, Dünyada Müslüman geçinen kalabalıkların binde biri kadar ancak olan Yahudiler, her konuda öndedirler. Siyasi ve ekonomik bağlamda, doğrudan ya da dolaylı olarak, Dünyayı yönetiyorlar.

***

Dünyadaki Müslüman geçinen nüfus ile Yahudi nüfuskıyasladığında, tabir caiz ise, "devede tüy" derecesinde bir azınlık olduğu görülür. Ama o azınlıktaki Yahudiler hem bilimde hem teknolojide hem ekonomide hem politikada öndedirler, liderdirler!.. Diğer bir ifade ile "Yahudiler Dünyayı yönetiyor"denilirse, asla abartı sayılmaz.

Peki neden?

Detaylandıralım: demografik kayıtlara ve ilgili araştırmaların yayınlarına göre, Dünyadaki Yahudi / Musevi nüfus 14 milyonolduğu belirtiliyor. Yani toplamı bizim İstanbul nüfusu kadar bile değil! Bunların kara parçalarına dağılımı ise şöyleymiş: Amerika kıtasında 7 milyon, Asya kıtasında 5 milyon, Avrupakıtasında 2 milyon ve Afrika kıtasında ise 100 bin kadarYahudi/Musevi yaşıyormuş.

***

Pekiyi, Dünyadaki Müslüman nüfus ne kadardır?

Bunu söylemeye dilim varmıyor ama, 'nerede çokluk orada yokluk ya da b...k' tekerlemesini hatırlatıyor!.. Dünyada Müslüman geçinenlerin sayısı, büyük bir rakamla ifade edelim:1,5 milyar! Müslümanların kara parçalarına dağılımı ise şöyleymiş: Asya kıtasında 1 milyar, Afrika kıtasında 500 milyon, Avrupa kıtasında 44 milyon, Amerika kıtasında ise 6 milyon Müslüman geçinen insan yaşıyormuş. Rakamlar az ya da çok değişken olabilir. Özetle; yaklaşık 100 (yüz) Müslüman'akarşılık sadece 1 (bir) Yahudi / Musevi tekabül ediyor. Bunun halk dilindeki ifadesi ise şöyledir: 1Yahudi=100 Müslüman!..

***

Bu çarpıcı rakamların kıyaslamasını az daha ilerletelim: Yaşlı gezegenimizde yaklaşık 1.476.233.470 Müslüman'ın yaşamaktaolduğu, Birleşmiş Milletler Nüfus Dairesince bildirilmektedir. Yani, toplam Dünya nüfusunun beşte biri kadarı Müslüman'dır. Genel hesapla Dünyada yaşayanların her 5 kişiden biri Müslüman oluyor. 

Diğer yandan başka bir kıyaslama yaparsak, örneğin, Hintli nüfusla kıyaslarsak, her bir Hindu’ya 2 Müslüman düşüyor! Her bir Budist’e karşılık 2 Müslüman gibi... Derken yukarıda belirtildiği üzere, güncel konulardan biri olması nedeniyle, Yahudiler için ise, her bir Yahudi’ye karşılık 100 Müslüman gelmekte olduğunu tekrar edelim.

***

Sayısal olarak yüz (100) insana karşılık bir (1) insan geliyorsa, bu tek insan diğer 100 insanı her yönden yönetiyorsa, onları egemenliğine alıyorsa, 'bu işin bir sırrı olmalıdır' diye düşünülmesi gerekir. Bu rakamsal fark sadece nüfus bağlamında olsaydı çok anlamlı olmazdı. Fakat güç ve etki derecesi bağlamında yüz (100) kat daha güçlü ise bunun sorgulanması gerekir.

***

Neden bir Yahudiler 100 Müslüman'dan daha güçlüdür?

Güç kaynakları nedir?

Eğitimli olmak, bilgili olmak, bilimsel düşünmek, sorgulayıcı olmak, araştırıcı olmak, zenginliği kavramak ve keşfedici olmak!.. Bunlar güç kaynağıdır. Yahudi gücünü bu kaynaklardan alıyor. Çünkü daha eğitimli, daha bilgili, daha teknik, daha sorgulayıcı, daha zengin oluşundan alıyor olmalı ki, bu kadar güçlü olabiliyor. Bilim ve bilgi ise yeni buluşların, ileri teknolojinin kaynağını oluşturuyor.

Bunları ifade ederken, Allahın yobaz cahilleri tarafındanbendenizin Yahudileri "methetmek" gibi bir suçlamayla ya dadamgalamayla itham etmeleri bile mümkündür. Çünkü cahiller ve özellikle örgütlü cehaletin kaba figüranları, en kolay yoldan çamur atmayı severler ve becerirler. Bilgi, bilim, düşünce ile değil kaba kuvvetle varlıklarını sürdürürler. Çıkış yolu olarak küfür, yalan ve iftirayı seçerler! Bunların çoğu diplomalıdır, kravatlıdır, makam sahibidir, dahası devleti sömüren asalak kadrolardır. Bilirler fakat örgütlü cahillerdir ve bunlar bu çirkef yüklü eylemlerin başında gelirler. 

İsminin önünde "profesör" takısı olan Allahın zırcahili bakınız ne diyor; "...Google'i kullanan, ilk icat eden Sultan Abdülhamit Handır!.." 

Bir başkası da; "Nuh, büyük afet sırasında cep telefonu kullandı!.." diyebilen zır cahillerin üniversitelerde yetkin olmasına şahit olmak, ne büyük acı ve zül olduğunu tarif edemem! Böyle cahillerin profesör olduğu bir ülkede, toplumu idare eden zihniyetin örgütlü cehalet olması kaçınılmaz olur. Böylesi kumaştan ancak bu kadar "yobaz cüppesi" çıkarmış! Daha farklı olağan dışı bir durum beklenmez!

***

Konuya, objektif bilim insanı bakışıyla irdelemeye devam edelim. Bilimsel verilere dayanarak ortaya koyacağımız hususlar Yahudi toplumunun neden Müslümanlardan daha güçlü olduğunu da ortaya koyacaktır. Bunu anlatabilirsek, bilim ve bilginin gerçek güç olduğunu da o zaman anlarız.

Bazı sorularımızın yanıtını arayalım.

"Dünyada kaç Müslüman bilim insanı, çağdaş medeniyete, teknolojiye buluşlarıyla katkı yapmıştır"? 

"İnsanların hizmetine Yahudi bilim insanlarının katkısı nedir, Müslüman bilim insanlarının ki nedir"? 

"Kim kimdir ve kim neyi nasıl yapmıştır"? 

Bu soruları bir bütünlük içinde irdeleyelim. Her dönemde bilimsel buluşlarıyla zirvede olan ve olacak olan bilim insanları vardır. Bunlar bilim tarihine geçmiş isimlerdir. Örneğin; AlbertEinstein (Fizikçi, matematikçi, Yahudi); Sigmund Freud (Psikanalist, Yahudi); Karl Marks (Teorisyen, Yahudi).

Toplumu doğrudan ilgilendiren ama farklı alanlarda yapılan buluşların (icatların) sahipleri ve aidiyetleri hakkında bazı özetlemeler bizi aydınlatır. 

Örneğin, sağlık alanındaki buluşlarından bazı örnekler:

Benjamin Rubin (Aşı iğnesini bulan, Yahudi); Jonas Salk (İlk çocuk felci aşısını geliştiren, Yahudi); Gertrude Elion (Lösemi için ilaç bulan, Yahudi); Baruch Blumberg (Hepatit-B aşısını geliştiren, Yahudi); Paul Ehrlich (Frengiyi tedavi eden, Yahudi); Elie Metchnikoff (Bulaşıcı hastalığa karşı önlem buluşuyla Nobel ödüllü, Yahudi); Gregory Pincus (Doğum kontrol hapını geliştiren, Yahudi); Bernard Katz (Nöromüsküler iletişimi bulan,Nobel ödüllü, Yahudi); Andrew Schally (Endokrinolojik hastalıkları tedavi yöntemlerini bulan, Yahudi); Aaaron Beck(Psikoterapi yöntemini geliştiren, Yahudi); Gerald Wald (İnsan gözü hakkındaki bilgilerimizi geliştiren, Nobel ödüllü, Yahudi); Stanley Cohen (Embriyoloji konusunda Nobel ödüllü, Yahudi); Willem Kolff (Böbrek diyaliz makinesinin mucidi, Yahudi).

***

Peki, insanların hayatının bir parçası olan olmazs olmaz niteliğindeki teknolojik alanda neler olmuş, ona da bakalım. Teknoloji alanında buluş yapan Yahudiler.

Peter Schultz (Optik kabloyu buldu, Yahudi); Charles Adler (Trafik ışıklarını buldu, Yahudi); Benno Strauss (Paslanmaz çeliği buldu, Yahudi); Isador Kisse (Sesli filmin mucidi,Yahudi); Emile Berliner (Telefon mikrofonunu buldu, Yahudi); Charles Ginsburg (Bantlı video kayıt makinesini geliştirdi, Yahudi); Stanley Mezor (İlk mikro-işlem cipini icat etti, Yahudi); Leo Szilard (İlk nükleer zincirleme reaktörünü geliştirdi, Yahudi).

***

Nöbel ödüllü Yahudiler.

Çok gerilere gitmeden, son 100 yıla bakalım. 

Yahudi asıllı bilim insanı olup da Nobel ödülü kazanan bilim insanı sayısı 104'dır. Peki, 1.4 milyar Müslüman içinden sadece 3 bilim insanı Nobel kazanmıştır. Onlar da Batı toplumları içinde eğitim almış ve oralarda kendini geliştirmişlerdir. Son yıllarda Türk kökenli iki vatandaşımız Nobel ödülüne layık görülmüştür. Biri edebiyat alanında (Orhan Pamuk), diğeri tıp-kimya alanında (Prof. Dr. Aziz Sancar) olmuşlardır. Bunları da dahil edersek Müslüman olup da Nobel ödülü kazanan insan sayısının 5-10'u geçeceğini hiç sanmıyorum.

Bir başka soruyu irdeleyelim: "Yahudiler niçin bu kadar yaratıcıdırlar"?

Bu sorunun cevabı, başardıkları işlerin neye dayandığında vardır. Bunları da şöyle sıralamak mümkündür: i-Bilgi ve bilimamaçlı iyi bir eğitim; ii-Yeni bilgi ve bilim üretmek; iii-Merak, araştırma ve geliştirme, bilimsel düşünce; iv-Kendine bilimi ve aklı rehber almak. Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere aklı ve bilimi rehber alan toplumlar ancak bu başarıyı elde edebilir.

***

Yahudiler ekonomi alanında başarılı mı?

Dünya ekonomisinde çok üst düzeylere gelmiş belli başlı markalar ve şirketlerin sahiplerinin bazılarının de Yahudi olduğu bilinir. Bizdekiler gibi sahte dincilerden değiller. Ekonomi devi sayılan Yahudi kökenli şirketler: Ralph Lauren (Polo), LeviStrauss (Levi’s Jeans), Howard Schultz (Starbuck’s), Sergei Brin(Google), Michael Dell (Dell Bilgisayarları), Larry Ellison(Oracle), Donna Karan (DKNY), Irv Robbins (Baskins & Robbins), Bill Rosenberg (Dunkin Dougnuts), Richard Levin(Yale Üniversitesi’nin kurucu başkanı).

***

Sanat alanındaki Yahudiler...

Bu alanda zirvede dolaşmış sanatçılar da Yahudi inancına bağlıdırlar. Ünlü olmaları sinema dalında olup, Dünya çapında tanınıyor olmalarıdır. Michael Douglas, Dustin Hoffman,Harrison Ford, Woody Allen, Tony Curtis, Charles Bronson,Sandra Bullock, Billy Crystal, Paul Newman, Peter Sellers,George Burns, Goldie Hawn, Cary Grant, William Shatner, JerryLewis, Peter Falk… Yönetmenler ve yapımcılar arasındaki Yahudiler: Steven Spielberg, Mel Brooks, Oliver Stone.Bunların sayısı değişebilir. Bazılarının isimler hatalı da yazılmış olabilir. Fakat gerçeği saptırmaz.

Yönetmen ve ünlü filmlerden örnekler de verelim.AaaronSpelling (Beverly Hills), Neil Simon (The Odd Couple), Andrew Vaina (Rambo 1 /2 / 3), Michael Mann (Starzky and Hutch),Milos Forman (One Flew Over The Cuckoo’s Nest, Amadeus),Douglas Fairbanks (The Thief of Baghdat), Ivan Reitman(Ghostbusters), Kohen Kardeşler, William Wyler, William James Sidis.

***

Sorunun kaynağını kimse araştırmadan Yahudi düşmanlığı yapmak, mitinglerde bağırıp çağırmak, örgütlü cehaletinbaşarabileceği basit işlerdir. Birey olarak herkes kendisini sorguya alsın. "Benim zekâ derecem nedir?" diye sorgulasın.Örneğin, IQ derecesi 250 olan kaç gencimiz ve çocuğumuz vardır? Dünyaya gelmiş en parlak, en üstün zekâlı insanlar hangi dine mensuptur? İnancın baskılı temasını işleyen korkulu eğitimin bu işte bir rolü var mıdır? Örneğin cehennem, ölüm, günah, cennet vs gençlerin zekalarının gelişmesine etkileri var mıdır? Soruyu kendimize soralım tekrar: "Neden Yahudiler bu kadar güçlüdür?"

***

Sorunun cevabı son derece kolaydır: Her çocuğa ve her gence kaliteli eğitim verirler. Nasıl bir eğitim olduğunu da kısaca anlatalım. Verilen eğitim, bizdeki gibi teslimiyetçi değildir, son derece sorgulayıcıdır, araştırıcılığı öne çıkarır, merakı öğretir, ezberciliği sevmez ve uygulamaz. Girişimsel bağlamda son derece ürün üreten konumundadır, yani yaratıcıdır. 

Zaten bilim de bilgi de insanı eğitmek ve daha iyi yönetmek için topluma verilen bir araçtır, bunu iyi yöneticiler doğru kullanırlarsa toplum gelişir. Bu sorunun cevabında, aslında,Müslümanlar neden bu kadar güçsüz olduğunu da açıklamış oluyor. Müslümanlardaki uygulanan yanlış eğitim nedeniyle toplumda gelişme olmuyor. Müslümanlar bu kadar kalabalıklar ama çok güçsüzler. 

***

Pekiyi neden?

Müslümanlarda pozitif bilimler her zaman ikinci derecede tutulmuştur. Zira akıl ve mantık kullanmayı gerektiren pozitif bilimler tembelleşmiş ruhlara ağır geliyor. Gelişime yararı olmayan birer eğitim sistemi uyguladıkları için çoğunlukla "din merkezli" bir eğitim ifşası söz konusudur. Böyle bir eksende uygulanan eğitimde sorgu, araştırma olmaz; ezberci ve dayatmacı çağ dışı bir eğitim her zaman gündemde tutulur.

***

Eğitimsiz Müslümanlar!

 

İslam Konferansı Örgütü’nün (OIC) 57 üyesi vardır (şu an bu rakam değişmiş olabilir) ve ülkelerin tümünde sadece 500 adet üniversite bulunmaktadır (Yine, şu an bu rakam değişmiş olabilir). Bu rakamlar esas alınarak bir değerlendirme yapılırsaüniversite başına 3 milyon Müslüman düşmektedir. Başka bir deyişle 3 milyon kişi için bir üniversite yapılmıştır. (Türkiye'de son yıllarda her ile üniversite ismi altında açılan yüksek lise ayarındaki kurumları dikkate aldığımda dünyadaki Müslüman ülkelerdeki bu kurumların kalitesi de ortaya çıkabilir. Bu başka bir sorundur! İleride kısaca değinilecektir.) Fakat sadece ABD’de 5 bin 758 adet üniversite vardır. "Shanghai Jiao TongÜniversitesi" tarafından 2004 yılında hazırlanan “Dünya Üniversitelerinin Akademik Değer Listesi”ne Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerin hiç birinden ilk 500’e giren tek bir üniversite yoktu. Neden? Yanıt: Kalitesiz ve ezberci eğitim... Peki, bugün varmı?!

***

Müslüman ülkelerde okur ve yazar oranları da çok düşüktür!UNDP tarafından toplanan verilere göre Hıristiyan dünyasında okur-yazar oranı % 89’dur. Bunların %98’i ise en az ilkokul mezundur ve 100 kişiden 40’ı üniversite mezunudur. Hıristiyan çoğunluğa sahip 15 ülkedeki okur-yazar oran ise %100’dür, yani bu 15 ülkede okur-yazar olmayan tek kişiye rastlamak mümkündeğildir!. Müslüman ülkelerde durum bunun zıddıdır: 100 kişiden sadece 40’ı okur-yazar ve herkesin okur-yazar olduğu bir tek Müslüman ülke bulunmamaktadır! Bunların %50’si ilkokul mezundur ve sadece %4’ü üniversiteyi bitirmiştir.

***

Bilim insanı daha azdır!

ABD’de toplam bilim insanı sayısı 4.000, Japonya’da 5.000’dir. 57 Müslüman çoğunluğa sahip ülkelerdeki toplam bilim insanısayısı ise sadece 230 kişidir. (Üniversitelerde ders veren, isimlerinin önünde prof. doç. ünvanları olan herkes bilim insanı değildir. Bilim üreten, bilgi üreten insanlar bilim insanıdır. Bu farkı iyi kavramak gerek. Ayrıca, akademisyenlerin hepsi bilim insanı değildir. Bilim insanı demek, pozitif bilimlerle aktif olarak uğraşan, bilgi ve bilim üreten kişi demektir.) Ve her 1 milyon Müslüman kişiye sadece 1 bilim insanı düşmektedir.

Teknisyenler bakımından Müslüman çoğunluklu Arap ülkelerdeki durum daha da kötüdür: Her bir (1) milyon Müslüman Arap nüfus içinde 50 teknisyen bulunmaktadır. Hıristiyan dünyasında ise her bir milyon kişi içinde 1000 teknisyen bulunmaktadır.

***

Neden?

 

Yanıt: Kalitesiz-ezberci eğitim ve ARGE’ye (araştırma geliştirmeye) yeterli kaynak ayrılmaması! Çünkü Müslümanlar gayri safi milli gelirin yalnızca % 0,2’sini araştırma-geliştirme bütçesi olarak ayırıyor. Buna karşın Hıristiyan dünyası araştırma-geliştirmeye %5 oranında, yani 25 kat daha fazla fon ayırmaktadır.

Sonuç olarak, İslam dünyası yeni bilgi üretebilecek kapasiteden yoksundur. Ayrıca dünyanın ürettiği bilgiyi kendi halklarına öğretmekte de başarısızdır. Bunun kanıtı ise ileri teknoloji ihracat rakamlarında saklıdır: Pakistan’ın ileri teknoloji ihracatının toplam ihracatın içindeki oran %1’dir. Suudi Arabistan, Kuveyt, Fas ve Cezayir’in ise %0,3’tür. Hıristiyan Singapur’da bu oran %58′dır.

Gelecek, bilgi temelli toplumların olacaktır.

İlginçtir, Müslüman 57 ülkenin gayri safi milli hâsılalarının toplamı 2 trilyon doların altındadır. Buna karşın 310 milyonluk ABD tek başına 12 trilyon dolar değerinde mal ve hizmet üretmektedir. Çin ise 8 trilyon dolar, Japonya 3,8 trilyon dolar ve Almanya 2,4 trilyon dolarlık üretim yapmaktadır. (Satın alma gücü eşitlenerek hesaplama yapılmıştır.) Bu oranlar ve rakamlar üç yıl öncesine aittir.

***

Mal ve hizmet üretimi

Doğan ihtiyaçlara göre mal ve hizmet üretimi zaman bağımlı olarak değişmektedir. Örneğin bir turizm ülkesi olan İspanya’da mal ve hizmet üretimi 1 trilyon doların üzerindedir. Katolik Polonya 489 milyar dolarlık mal ve hizmet üretimi gerçekleşmektedir. Budist Tayland 545 milyar dolar değerinde mal ve hizmet üretimi yapmaktadır. İşin daha acıklı tarafı ise şudur: İslam Dünyasının gayri safi milli hâsılasının tüm dünya gayri safi milli hâsılası içindeki oranı hızla azalmaktadır. Buna karşın anormal nüfus artışı olmaktadır. Dolayısıyla bu veriler fakirleşmeyi, kargaşayı sonuçta anarşiyi teşvik eder.

Son soruyu soralım: O halde Müslümanlar neden bu kadar güçsüzdür?

Cevap: Eğitim yoksunluğu. Tam anlamıyla söylersek; kaliteli ve çağdaş eğitim yoksunluğu var bu ülkelerde. Çok kesin biçimde söylersek; akılcı olmayan, ezberci, teslimiyetçi, din eksenli ve çağdışı eğitim... Bunun da ana sebebi, örgütlü cehaletin egemen olduğu zihniyetler tarafından ülkelerin yönetiliyor olması ve çağdaş anlamda toplumun eğitimine izin verilmemesi...

Kaynak: (İstatistiksel rakamlar) Dr. Faruk Saleem – İslamabat, Pakistan

MAKALE Yorumları