Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
M.SALİH KANBER
İNOVASYON DOKTORU
mail_outline : salih@inovasyondoktoru.com
Dinle

Yayın Tarihi

07.05.2018

Okunma Sayısı

1374

Makaleyi Paylaş

Ben Bir Günah İşledim

“Allah inovasyon nasip etsin” başlıklı bir önceki yazımda inovasyonun ne kadar iyi bir şey olduğundan bahsetmiştim. Yaptıkları çalışmalarla başarıya ulaşmış Türk kadınlarından bahsetmiş, herkesin inovasyon yapabileceğine dair “evin balkonunda bir sera oluşturmak, otomatik sulama sistemi hazırlamak” fikrini bir örnek olarak vermiştim.

Bununla ilgili bir hanımefendi bana ulaştı, o kadar hevesliydi ki, bunu nasıl yapabileceğini büyük bir kibarlıkla sordu. Mutlu oldum, kendisine konuyu en ince detayına kadar anlattım, özellikle elektronik sistemin nasıl kurulacağına dair bilgiler verdim. Bu yazımda da aslında bu konuda yazmayı düşünüyordum.. Ancak, yakın zamanda sağlığımızı ilgilendiren bir takım olaylar yaşadım ve şimdi bu konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum.

Konunun inovasyonla olan ilgisini ise son kısımda açıklamaya çalıştım.

Evet, “bir günah işledim”

Önceki akşam uğradığım marketin boş ekmek raflarındaki bir iki kuru ekmek hiç çekici gelmediğinden, rafın alt kısmında bulunan paketli büyük bazlamalardan bir tanesini sepete attım. Aşırı yorgunluktan ürünün içeriğine bakmak aklıma gelmedi.

Eve geldim ve etiketi inceledim. Ben ekmek ya da bazlama adlı altında pişmiş halde un, su, maya istiyordum ancak amcalar, cidden, bir milyon katkı maddeli bir kimyasal ürünü paketlemiş ve sunmuşlardı. Hani derler ya, “içerisinde bir ben yoktum”..

Görselde inceleyebileceğiniz içeriği, daha net okunabilmesi için burada yazacağım;

İçindekiler: Buğday unu, içme suyu, sofralık tuz, peynir altı tozu, glüten, katkı maddesi [kıvam arttırıcı (guar gam E412)], emülgatör (sodyum sterol 2laktilat E481), asitliği düzenleyici (kalsiyum karbonat E170, monopotasyum fosfat E340, monokalsiyum fosfat 341, disodyum fosfat E335, buğday unu, enzimler (fungal alfa amilaz), antioksidan (askorbik asit E300), Maya, Koruyucu madde (Kalsiyum probiyonat E282, Potasyum sorbat E203)

Burada her türlü ünlem !! soru işareti ?? ve diğer dikkat çekici işaretleri kullanmak istiyorum..

Bu aldığım şeyi, ne aileme yedirdim ne de başka bir canlının yemesine izin verdim. Aldığım gibi çöpe attım. Bu şeyi çöpe atmak israf sayılırsa günah işledim diyebiliriz ancak bu günahın bana bunu yaptıran üreticilerin boynunda olacağından eminim.

 

Frambuaz aromalı şey

Hazır konu sıcakken bir başka örnek daha vereyim.

Arkadaşlarım gastronomiye ilgili olduğumu bilirler. Yemek sektörüyle inovasyonu birleştiren bir çalışma da yürütüyorum. Bu kapsamda, bundan birkaç hafta önce yaptığım alışveriş sırasında elime aldığım bir “Frambuaz aromalı pasta sosu”nun içeriğini inceledim. Bir çok koruyucu maddenin yanında bir de renklendirici olarak Allura Red ve Karmosin kullanmışlar. İçerik metninin hemen altına ise şöyle bir not düşülmüş;

“Üründe kullanılan boyaların, çocukların aktivite ve dikkatleri üzerinde olumsuz etkileri bulunabilir” Bu notun hemen altında da başka bir not daha var: “Türk gıda kodeksine uygun üretilmiştir”.

Alın size dejavu.. Burada da her türlü ünlem !! soru işareti ?? ve diğer dikkat çekici işaretleri kullanmak isterim.

Etikette, bu ürünün çocuklarımıza zararlı olduğu açıkça belirtilmiş, Türk gıda kodeksine de uygunmuş, bu nasıl bir gıda kodeksi Allah aşkına ? Böyle bir kodekse uygun kim bilir kaç tane zararlı “şey” var piyasada ?

Haydi bu ürünün etiketini inceledik ve almadık diyelim, peki herhangi bir pastanede tükettiğimiz, içerisinde ne olduğunu bilmediğimiz ürünler hakkında şimdi ne düşüneceksin ?

 

İnovasyonla ne ilgisi var ?

Haklı olarak şunu sorabilirsiniz “ iyi de Salih, bu konunun inovasyon köşende ne işi var ?”, size bunu hemen açıklayayım.

İnovasyon, ihtiyaçların daha etkin şekilde karşılanmasını sağlayan yöntemler ve faaliyetler bütünüdür. Beslenme ise insanoğlunun en önemli ihtiyaçlarındandır. İnsanların bu ihtiyacının daha hızlı ve daha etkin şekilde karşılanması için üreticilerin çeşitli yöntemlere başvurması bir inovasyon sayılabilir.

Ancak, ürünün daha uzun raf ömrüne sahip olması ya da daha az maliyetle üretilebilmesi için içerisine bir çok sentetik katkı maddesinin eklenmesi doğru değildir.

Üreticilerin bir kısmı için, ürettikleri bir gıda değil sadece satışı yapılan bir üründür. Onlar için en önemli şey “satılan ürünlerden elde edilen toplam kâr”dır. Bahsi geçen bir kısım üretici ancak (!) “ürünlerden etkilenen kişiler yüzünden şirketlerinin ceza ödemesi” riski söz konusu olursa sağlığa önem verebilir! Bu yüzden, genellikle, sağlığa zararı yeterince araştırılmaksızın onlarca kimyasal belli belirsiz birkaç sertifika ardına sığınılarak gıdaların içerisine eklenir.

Bu durum, sağlıklı yaşam hakkımızın ihlali anlamına gelir! Burada, herhangi bir canlının haklarını ihlal eden iyileştirmelerin inovasyon faliyeti olarak tanımlanamayacağını da eklemeliyim.

Sağlığa zararlı olduklarının henüz (!) kanıtlanamamış olması, gıdalara eklenen katkı maddelerinin kullanımını meşrulaştırmaz. Lütfen bunu aklımızdan çıkarmayalım.

 

Sevdikleriniz İçin Sağlıklı ve Doğal Gıda Tüketimi İnovasyonu

Durum böyle ise, hep birlikte mevcut gıda tüketimi sürecimizi iyileştirmeye ve daha sağlıklı hale getirmeye var mısınız?

Gelin, bundan sonra paketli ürünleri alırken içeriğini inceleyelim. Kendi mutfağımızda katkısız olarak üretebildiğimiz her şeyi bu şekilde hazırlayıp tüketelim, paketli ürün tüketimimizi en aza indirelim.

Sebzeleri, meyveleri, etleri ve diğer benzer gıdaları tanıdığımız ve güvendiğimiz insanlardan tedarik edelim.

Sağlığımız için böyle bir inovasyona şimdi, bugün başlayalım.

 

İyi bir hafta geçirmeniz ümidiyle..

Görüşmek üzere..

MAKALE Yorumları