Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
AHMET DÖKDÖK
MARKO PAŞA
mail_outline : info@beyazakdeniz.com
Dinle

Yayın Tarihi

29.08.2013

Okunma Sayısı

16102

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ben Baykal’a inanmadım!

Önce başlığımdan dolayı özür dilerim. Çok şık olmadı. Yıllarını siyasete vermiş, CHP’ye uzun süre Genel Başkanlık yapmış, şu anda eski siyasilerin içinde halen aktif siyaset yapan bir siyasi duayene, üstelik yılların Antalya Milletvekili ve Bakanlık yapmış bir Türkiye severe “İnanmadım” sözcüğü kaba kaçtı.

 


Ama eş değerini bulamadım.

Baykal, kendisi ile ilgili iddiaları dün çürütmeye çalıştı.

Benim sorularıma tam yanıt vermediği için inanmadım.

Ne dedi, ne sordum?

Yılların deneyimli politikacısı Deniz Baykal, son dönemde Zülfü Livaneli’nin yazdığı bir yazıda, “Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile buluştu, Erdoğan, “Beni yasaklı durumdan kurtar, milletvekili olmamın kanunen yolunu aç, ben de senin Cumhurbaşkanı olmanı sağlayayım” dedi şeklindeki iddiasını son günlerde BDP’li Diyarbakır Milletvekili, Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Altan Tan da gündeme taşımıştı.

Altan Tan, Erdoğan- Deniz Baykal pazarlığının olup olmadığını sormuştu.

Deniz Baykal, bu iddiaları yaygın basının bulunduğu Ankara veya İstanbul’da değil Antalya’da yanıtladı.

Baştan aldı.

Dedi ki, Recep Tayyip Erdoğan, bir şiir okudu diye 8 ay hapis cezası almıştı. Çıktı, partiyi kurdu, başına Genel Başkan oldu, milletvekili listesini kendi yaptı, seçimlerden partisi galip çıktı, onun hazırladığı listedeki milletvekilleri parlamentonun çoğunluğunu oluşturdu. Bir küçük suçtan dolayı aldığı ceza nedeniyle milletvekili olamamasını demokratik bulmadığım için Anayasa maddesinin değiştirilmesine destek oldum ve milletvekili olmasının önünü açtım. Bu benim demokrasi anlayışımın göstergesidir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın önündeki engeli kaldırırken hiç pazarlık etmedim.

Erdoğan ile görüşmedim mi? Görüştüm.

En az 3 defa görüştük. Son görüşmem de rahatsızlığı nedeniyledir. Eşimle geçmiş olsun ziyaretine gittim. Ama orada ve önceki görüşmelerde, “Ben seni kurtarayım, sen beni Cumhurbaşkanı yap” gibi hiçbir konu geçmemiştir….

Abdullah Öcalan’ı da kurtarır mısınız?

Deniz Baykal bu iddiaları yalanlayınca, ben şu soruyu sordum:

“Sayın Baykal, Recep Tayyip Erdoğan’ın 8 aylık cezasına ilişkin yorumunuzda basit bir suç dediniz. Oysa Erdoğan okuduğu ve bundan dolayı ceza aldığı şiirinde Atatürk, Cumhuriyet, Demokrasi ve Laiklik değerlerimize de dil uzatıyordu. Böylesi bir cezayı kaldırıp, şimdi Cumhuriyet Değerlerimizi tartışma noktasına getiren, Atatürk ismini kitaplardan çıkartan bir lideri Türkiye’ye Başbakan yaptığınız için vicdanen rahat mısınız?”

Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Partisi’nin seçimlerden başarılı çıktığını, bunun için seçilme hakkını yok eden 8 aylık cezanın teşkil ettiği engeli kaldırmaya katkı koyduğunuzu söylüyorsunuz. Şu anda hapis yatan Abdullah Öcalan da PKK’nın kurucusu, BDP’nin Başkanı pozisyonunda.Onun işaret verdiği listeler seçimi kazanıp, parlamentoya girdi. Ama Abdullah Öcalan hapiste. Öcalan’ın cezasını da kaldırıp, partisinin başına geçmesine oy verirmisiniz?

Baykal, şöyle bir düşündü. Recep Tayyip Erdoğan’ın suçunun, cumhuriyet, laiklik karşıtlığı, Atatürk düşmanlığı olmadığını söyledi. Ben şiirin anlamında bunların ima edildiğini söyledim ama duymazdan geldi, devam etti: Şiirden dolayı aldığı cezada, mahkeme: Toplumu kutuplara ayırma, birbirine düşürme suçu işlediğinden ceza vermiş. Sizin söylediklerinizden değil…

Sonra düşündü, Abdullah Öcalan ile ilgili sorumu, “O durum başka bir şey, istiyorsanız, daha sonra görüşür, tartışırız…”

İşte bu verilen yanıt beni tatmin etmedi. Yani siz Anayasamızda yer alan seçme ve seçilme hakkındaki cezalardan doğan seçilme hakkının kaldırılması maddesini değiştirmişsiniz. Bunu neye göre, hangi kıstasa göre yaptınız? CHP’nin böyle bir işlevi olmalımıydı? CHP’yi neden Ak Parti’nin bugünkü konumuna yükselmesine basamak yaptırdınız? Eğer kitlelerin oyunu alıp partisini başarıya taşıyan isimlerin cezaları kaldırılıyorsa, sizin en büyük iyiliği yaptığınız ve Başbakanlık koltuğuna oturttuğunuz Recep Tayyip Erdoğan, CHP’den Milletvekili seçilmeyi başaran, kitlelerden oy alıp, Milletvekili seçilen Mustafa Balbay’ın milletvekilliği görevini yapması için TBMM yasalarını değiştirmiyor acaba?

İşte bu sorulara yanıt bulamadığım için Deniz Baykal’ın sözlerini inandırıcı bulmadım.

Baykal ve Baykal gibi siyaset bilimcilerini küçültmek değil, yüceltmek gerektiği anlayışını taşıdığım için Baykal’ın sözlerini inançsız bulduğum şeklindeki yorumumdan dolayı tekrar özür diliyorum.

MAKALE Yorumları