Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HÜSEYİN BARANER
BAKIŞ
mail_outline : hbaraner@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.01.2019

Okunma Sayısı

786

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Belediyelere de görev düşüyor

Turizmi çeşitlendirmek, sanat ve kültür turlarını ön plana çıkarmak, turizmi 12 aya yaymak, üst gelir seviyesine sahip turistlerin sayısını artırmak, dünyada sektör olarak bir üst lige çıkmak söylendiği kadar kolay işler değil.

Ülkemizin turizm hedefleri büyük:

Peki nasıl ilerleyeceğiz?

Bu hedeflerin neticeye varabilmesi için bir tarafta sektörümüzün işlev, temsil ve denetim yapısını zamana ve rakip piyasalara uygun olarak değiştirmek ve yüzde yüz yetkili/yasal duruma getirmek.

Diğer tarafta gerekli bürokratik düzenlemeleri hızlandırmak, her katmanda temsil ve icraatta ilgililerin görev tayinlerini doğru yapmak ve en önemlisi sektörümüz için en doğru ve uygun belediye başkanlarını seçmeyi başarmak ..

Bu beklentileri bir araya getirmek, sağlam bir Turizm Kalkınma ve Gelişme Çatısı kurmak gerçekten zor!

Ancak başarmak mecburiyetindeyiz.

Ülkemizin Kültür ve Turizm konularındaki gayretlerini verimlilik esasından taviz vermeden Bakanlığımızı, sektör teşkilat ve kurumlarını , kamu yönetimini ve özellikle iş başına gelecek yeni belediyelerin armonik bir orkestraya dönüştürmeden yukarıdaki hedeflere ulaşmamız imkansız .

Bu zamana kadar adam tutucu, adam kayırıcı ortamlarda ayak üstü alınan kararlar, bilimsellikten ve uluslararası piyasa şartlarından, dünya gerçeklerinden uzak göz boyayan, geleceğimizi ucuzlatan projeler ile ilerleyeceğimize aramızda inananımızda kalmadı ki zaten!

Yanlış alışkanlıklar, umursamazsızlıklar, sıkıntı ve tehlikeleri halı altı ederek geleceğin hızla acımasızlaşan piyasalarında düşmeden, ezilmeden koşmamızı nasıl bekleyebiliriz ki?

Yanlış büyüyerek, kalıcı küçülebiliriz.

Şimdi herkes, her turizm paydaşı , her ilgili turizm dinamiği kendisine “ Ben yukarıda yazılı hedeflere ne katkı verebilirim?” diye kendine samimice sormalı..

Bu konuda en çok Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy en samimi ve gerçekçi tavrı sergiledi.

Ersoy yedi aylık bakanlığında sektörün proje/vizyon/hizmet/fiyatlandırma strateji/ planlama/yaklaşım ve düşünce yapısını önemli ölçüde değiştirmeyi başardı; yukarıdaki konulara bu zamana kadar tanıdığımız bakanlar arasında hem daha profesyonel hem de daha bilimsel , daha da önemlisi samimi ve dürüstçe bir yaklaşım gösterdi.

Adam kayırmadan, siyasete bulaşmadan kanayan noktaların üzerini açarak artı ve eksileri ile durumumuzu açıkça kamuoyu ve sektörün gözlerinin önüne serdi .

“Peynir ekmek fiyatına oda satıyoruz! diyerek yarınımızı karartacak tehlikelerin üzerine ışık vurduğunda, ömrü boyu kapı arkalarında saklanarak hayatta sadece başkaları başarısız olursa ben ilerlerim zihniyeti üzerine ekonomisini ve kariyerini kurmuş kişilerin Ersoy için “yapsın da görelim” dediklerini duysak da sektörün bu kişilere artık pek aldırmayışı müşterek geleceğimiz için bir başka güzellik sunmakta..

Bazılarımız için alışkanlıklardan kopmak, vites değiştirmek zor olacak gibi görünsede en geç beş yıl sonra sektörümüz verimlilik bazında güçlenerek ülke ekonomimizin iç ve dış ödemelerde önemli bir garantör kaynağı durumuna dönüşmesi sektörümüzün itibarını artıracaktır .

Türk turizmi çeşitlenerek büyüyecek, Türk turizmi büyüdükçe çeşitlenecektir .

Turizm çeşitlendikçe turizm yatırımcılarını çeşitlenecek, turizmi güçlendikçe çok değişik yatırım fonları, kredi ve finansman imkanları bizleri daha da büyük hedeflere kilitleyecektir .

Örnek arıyorsak İspanya’ya bakalım: İspanya son 50 yıllık kalkınmasını ve gelişmesini turizmin diğer tüm sektörleri ateşlemesine borçludur.

1. Turizme diğer sektördeki zenginler yatırım yapmamış, bilakis turizmde zenginleşenler diğer sektörleri ele geçirmişlerdir..

2. İspanya turizmi otellerde zaten ünlü ürünler yerine , otelde ünlü olan ürünler ile önemli bir ihracat yaratmayı başarmıştır .

İspanya küresel turizmin tüm dinamikleri ve imkanları yanında kamu diplomasisini turizmde en başarılı kullanmış ülkedir :

Bu anlamda sizlere yüzlerce diğer önemli olabilecek yeni turist grupları kazanma potansiyeli sunan Langkawi Malezya’dan sonra Zürih İsviçre ‘de gerçekleşen TCWTA Dünya Kardeş Şehirler Turizm Zirvesini sadece örnek olarak göstermek istiyorum .

Türkiye eğer Turizmi çeşitlendirmek ve güçlendirmek istiyorsa dünyadaki 8 bin belediyeler ile çok sıkı ilişkiler kurması gerekmektedir :

Türkiye’nin yerel düzeyde dünya ile ilişkileri verimli, derin ve yeterli değildir.

Bu konuda hiç bir siyasi parti başarılı olamamıştır .

Bizde o zaman turizm sektörü olarak yeni seçtiğimiz belediye başkanlarımız ile çok daha  sıkı çalışarak dünyadaki 7 bin şehrin sakinlerine çok değişik ürünler sunarak “kardeş şehirler” arasında turizm trafiğini artırabiliriz.

Kardeş Şehirlerarası Turizm bağlarını güçlendirerek Twin Cities oluşumundan faydalanabilir yeni grup müşteriler kazanabiliriz , “Twin Cities projeler ile şehirler ve kültürler arasında güçlü, kalıcı ve sürdürülebilir bağlar kurup turizmin en önemli unsurlarından biri olan yerel seyahat acentelerini güçlendirebiliriz:

Turizm sadece Tour operatörleri ilişkileri ile gelişmez:

Dünyanın en zor işlerinden biri olan tur operatörlüğü destinasyonlardan gelecek yeni fikir, proje, destek ve teşviklere açıklar, ancak

gençlik ,

spor,

kültür/sanat ,

3.yaş

inanç turizmi

ve

akademik turların

 

Pazarlanmasını ve sunulmasını yerel seyahat acenteleri ile el ele vererek 5 kıtadaki Belediyeler ve Ticaret odaları arası ilişkileri artırarak Türkiye’nin tüm destinasyonları için daha inandırıcı kalıcı dostane ilişkiler üzerine kurulu tanıtım ve pazarlama platformları yaratarak yukarıda yazılı hedeflerine bir adım daha yaklaşabiliriz.

MAKALE Yorumları