Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ
HAVADAN SUDAN
mail_outline : tneyisci@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

30.11.2018

Okunma Sayısı

538

Makaleyi Paylaş

Belediye Başkan Adaylarına Açık Mektup 1

Yaklaşan yerel seçimler için seçim sath-ı mahalline girildi.

Adaylıkları kesinleşenler de aday adayları da yoğun ziyaretlerle seçim stratejilerini, projelerini anlatma telaşındalar. Tanık olduğum kadarıyla, ortalıkta değişen ya da değişik pek fazla bir şey yok.

Belediye başkanlığı, millet vekilliğinden çok farklı biçimde, yaşamımıza doğrudan dokunan, etkisini ve yokluğunu hemen ve doğrudan hissedebildiğimiz hizmetlerin verildiği çok yönlü ve kapsamlı bir makamdır. Bu nedenle de çok fazla ve derinlemesine yerel bilgi ve deneyim birikimini gerekli kılar.

Ne geçmişte ne de günümüzde, başkan ya da başkan adaylarının kararlarını etkin ve yetkin danışma kurulları tavsiyelerini göz önünde bulundurarak oluşturacaklarına ilişkin bir söylem duyduğumu hatırlamıyorum.

Bunun, pek çok başkan ya da başkan adayının birlikte yöneteceğiz gibi amorf bir söylemle ilgisi yok. Kamuoyu ile paylaştık, paylaşıyoruz, paylaşacağız söylemleri anlamsız seçim taktiğinin ötesine geçemez.

Belirli bir aşamada projelerin, eylemlerin kamuoyu ile paylaşılması yararlı ve belki de zorunlu olabilir. Farklı çıkar ve sosyal yapıdan gelen kişileri bir araya getirerek belirli konular üzerinde bilgilendirme ya da tartışma fırsatı yaratarak kapsayıcı ve tatmin edici bir sonuç üretilmesi mümkün değildir.

Yerel yönetim başkanlarının, niteliğine bakılmaksızın yerele ilişkin tüm kişisel bilgi ve deneyimlerinden soyutlanmaları atılması gereken ilk adım olmalıdır. Yerel yönetici bildiği her şeyin, yaşadığı her deneyimin tartışmaya, değişime, dönüşüme açık olduğu düşüncesine kendini alıştırmalı, buna samimi olarak inanmalıdır.

Bu atılması sanıldığından çok daha zor bir adımdır.  Kenti, kentlileri, sorunları, çözümleri biliyorum gibi söylemler tekil (kişiye-başkan ya da aday- özgü), katı ve dolayısıyla  katılımcılığa kapalı söylemlerdir. Yerel yönetici yerelin toplam aklının, deneyiminin, talebinin kendininkilerden daha üstün  ve değerli olabileceğine inanmalıdır. Ancak bu durumda yerel yönetici katılımcı bir yönetim anlayışı gerçekleştirebilir.

Katılımcılık konuya, zamana, duruma uygun sistematik ve akılcı çalışan nitelikli danışma kurullarının varlığını gerekli kılar. Bu kurullar konuları farlı açılardan, farklı değer yargılarını dikkate alarak değerlendirmek ve tüm tarafların onaylayabileceği önerilere dönüştürmek durumundadırlar. Yöneticiye düşen, bu farklı önerileri dinlemek ve sorumluluğunu taşıyacağı nihai kararını vermektir.

Pratikte, yerel yönetimler Belediye Başkanları üzerinden, kişisel ölçekte eleştirilirler.  Örneğin; bir park ya da caddeye dikilen farklı ağaçlar farklı nedenlerle hoşumuza gitmemişse, topa tutulan genellikle belediye başkanıdır. Oysa hangi tür ve hangi boydaki ağacın oraya dikilmesi gerektiği konusunda  belediye başkanının hiçbir bilgisi olmayabilir.

Belediye başkanı suçsuzmuş gibi görünse de sonuçta, kararı uygulamaya koyduran odur ve sonuçtan doğrudan sorumludur. Başkanın kararını yetkin uzmanlar ve etkin katılımcı yöntemleri kullanmadan vermiş olması bu sonucun ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Özelde Antalya genelde ülkemizde, istisnasız gerçekleştirilmiş her proje (imar planı, yeşil alan, cadde, okul, vb.) uzmanlar (en azında üniversite mezunu)  tarafından tasarlanmış ve uygulanmıştır. Yerel yöneticiler her konuda uzman olamayacaklarına göre, nitelikli uzman yetiştirme ve nitelikli uzman kullanma konularında uzman olmak durumundadırlar. Uzman kullanma konusunda uzmanlık, liyakati esas  alan bir yönetim anlayışını da gerekli kılar.

MAKALE Yorumları