Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
CAN BEKİN
GÜNDEM
mail_outline : cbekin@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

25.10.2010

Okunma Sayısı

21366

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Başarının düşmanları...

İş hayatına en alt kademelerden başlayıp sonradan kariyer basamaklarında yavaş ve emin adımlarla ilerleme kayıt ederler. Onlar; her türlü eğitim, mesleki bilgi ve deneyim süzgecinden geçmiş, bir o kadar da görgü kurallarını özümsemiş, bu koca ülkede yaşayan nadir insanlar topluluğu. Birçok değişik meslek grubuna dağılmış durumdalar. Önemli mesleki başarıları, bireysellik ile ekip çalışması ile harmanlamış, hastalığa net teşhis koyup buna göre reçeteyi hazırlayan bir zihniyet. Göreceli kavramlar yerine somut kararlar alanlar. Takdir, destek ve alkışı hak ettikleri halde, adeta taş yağmuruna tutulan, sonuca giden yolda binbir türlü engelleme ile karşılaşan, zombiler ülkesinin bilinmeyen güçleri tarafından yer altının karanlık dehlizlerine geri çekilmek istenen bir kesim. Başarıları niçin gölgelenmek istenir, bu yolda hangi engeller ile karşılaşırlar, önlenemeyen yükselişleri ise yakın mesai arkadaşları nezdinde niçin gizli düşmanlığa kadar dönüşür. İşte tüm bu soruların cevaplarını bu yazıda bulacaksınız.

 

İyi bir eğitim almış, okul yıllarını her zaman bilgiye aç bir şekilde geçirmiş, yaz dönemlerinde eğitim gördüğü branşta stajı yaparak geçirmiş, gelecek vad eden bir genç düşünün. Çoğunun yattığı yerde o her zaman ayakta, adeta eğitimin nöbet neferi. Elbette tüm bu emek ve uğraşları uğraş sonunda çok iyi bir diploma ile ödüllendirilecekti. Okulunun daha henüz son senesinde zaten birçok şirketlerin gözdesi olmuştu. Adeta futbol camiasındaki transfer öncesi dönemi gibi birçok şirket onu kendi takımlarında görmek istiyorlardı. Diplomasını aldığı o çok özel günün mezuniyet töreninde havaya doğru fırlattığı kepi, rüzgârın hafif etkisi ile yerden birkaç metre yükseğe havalanmış, ahenkli bir şekilde raks ediyordu. Alanda toplanmış tüm mezun arkadaşlarının sevinç çığlıkları altında bir an kepi ile göz göze geldiğinde kepi ona adeta ''...başardın, artık sahne senin, çık ve göster kendini'', der gibi göz kırpıyor, gökyüzünde fütursuzca dans etmeye devam ediyordu.       

 

Aradan birkaç yıl geçti. Genç yetenek iş hayatının tüm incelikler ve dinamiklerini çözümlemeye başarmış, bilgi ve duruşu ile her geçen gün çalıştığı kurumdaki amir ve patronlarının dikkatlerini üzerine çekmeye devam ediyordu. Bu adaptasyon devresi esnasında mesleği ile ilgili ince detayları öğrenmenin kendisine çok yararlı olacağını düşünüyordu. ''Tavuk mu yumurtadan, yoksa yumurtamı tavuk'tan'' meselesine odaklanmak yerine, tavuk ve yumurtayı ayrı ayrı inceleyip, her ikisini de kendi içinde tanımlamaya kararı verdi. Zaten her ikisinin de kendi arasında farklılığı olması gerektiğini daha henüz meslek hayatının başında anlamıştı. Bu duygu ve düşünceler ile doludizgin devam eden iş hayatında mesai arkadaşları ile olan ilişkileri ise oldukça seviyeli idi. Ast ve üst ilişkilerinde dengeyi kurmak hiçte zor olmamıştı. İşine odaklanmak, eğitim sürecinde edindiği tecrübelerini mesleğine yansıtmak, ‘’daha iyi’’ ve ‘’daha ileri’’ bir anlayışına sevk etmişti.

 

Tüm bu faaliyetlerin içerisinde kısa bir süre sonra ise beraber çalıştığı meslektaşlarının kendisi gibi düşünmediğini, yenilikçi fikir ve eylem planları ise her daim bir eleştiriye maruz kaldığını fark etti. Koordineli işbirliğinde kendi çalışmalarını tamamlayacak faaliyetlerin tamamlanmadığını, talep ettiği tamamlayıcı bilgilerin birçok kez istemesine rağmen kendisine zamanında ulaşmadığını anladı. Bu durumda, kendi sorumluluğunda olan projelerin tamamlanmasında oluşabilecek gecikmeler kaçınılmazdı. Başkaları tarafından uygulanan yavaşlatma eylemleri kısa bir süre sonra ise ciddi sıkıntılar oluşmasına sebebiyet verdi. Bir süredir devam eden bu negatif gelişmeler aslında kendisini engellemek isteyen çalışma arkadaşlarından kaynaklanıyordu. Belli ki onlar bu başarıyı istemiyor ve ellerinde mevcut tüm silahları kullanmaya karar vermişlerdi. Kahramanımız ise tüm bunların karşısında pes etmek yerine, daha faal çalışmaya karar verdi, işbirliğinde aktif rol oynadı, böylece projesini başarı ile tamamladı ve en iyi ödülü almaya hak kazandı.

Yukarıda kısaca anlatılan hikâyede kahramanımızın karşı karşıya kaldığı durumları genelleme yaparak şöyle özetleyebiliriz.

 

1)Başarı sadece bireysel çalışma ile gelmez. Tüm çalışanların ortak çalışmaları ile olarak meydana getirilmesi gereken bir durumdur. Bir kişinin hem kalede, hem savunmada hem hücum hattında oynaması ve aynı anda teknik direktörlük yapması mümkün değildir. Paylaşımcı bir ekip ruhunun yaratılması gerekir.

Ekip ruhu; Takımı oluşturan tüm bireylerin takımın amacı yönünde bütünleşmeleri ve birlikte hareket etmeleri sonucunda takımda ben imajı yerine biz imajının oluşması olarak yorumlanabilir.

 

2) Başarıya giden yolda çalışan bir kişi, işbirliği içerisinde olan diğer çalışanlardan çoğunlukla destek alamamaktadır. Bu durum genel olarak devam eder. Talep ettiği bilgileri son aşamada kendi amirine rapor eder, amirinin müdahalesi ile bilgi akışı başlar ancak kısa süre sonra yine biter. Özellikle iş hayatına yeni başlamış genç beyinler bundan şikâyetçidir.

Bilgi akışı; İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat veya İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü olarak izah edebiliriz.

 

3) İş hayatına yeni başlamış ve kısa sürede pozitif mesafe kayıt eden kişiler, eğitim bilgisini kısa sürede mesleki bilgi ile beraber aktif hale getirdiğinden, daima göze batarlar. Başarıları kıskançlık ve hazımsızlık nedeniyle genelde diğerleri tarafından kabul görmez. Genel olarak ortaya koydukları eylem planları ve toplantıda dile getirdikleri ve savundukları yenilikçi kavramlar (inovasyon) ukalalıkla adlandırılır.

İnovasyon; Farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamaktır. Bu fikirler, daha önce çözülmemiş sorunları çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla geliştirilebilir. Ya da zaten var olan pek çok ürün ve hizmeti daha güzel, daha kullanışlı, daha çok insanın işine yarayacak hale getirmeyi amaçlayabilir. Bu fikirlerin hayata geçirilmesi ve ortaya ürün, hizmet veya iş yapış yöntemlerinin çıkarılmasıyla ve ardından bu ürün ve hizmetlerin satılmaya veya iş yapış yöntemlerinin uygulanmaya başlanmasıyla inovasyon yapılmış olur.

 

4) İş hayatında uzun yıllar çeşitli şirketlerde çalışmış yönetici pozisyonundaki çalışanlar, özellikle liderlik vasıfları da mevcut ise, adeta hedef tahtası haline gelirler. Ekip ruhundan ziyade, tek tip patron modelli bireysel çalışmaların ön planda olduğu şirketlerde, liderlik hiçbir zaman kabul görmez. Buradaki tek lider patronun kendisidir. Patron kendisine yakın olanları gizli lider olarak seçmiştir.

Liderlik; Bireyleri ortak hedeflere yönelten, hedefleri benimseten, bireyler arası köprüyü oluşturan, dağınık güç ve bilgiyi bir araya toplayıp sinerji yaratmaktır.

 

Görüldüğü gibi şirketlerde başarı olmak ve başarı sağlamak adına yapılan çalışmaları desteklemek belli başlı kriterlerin meydana gelmesi ile mümkündür. Bunlardan herhangi birinin olmaması ise, işlerin arzulanan düzeyde gerçekleşmesine çok uzak görünür.

MAKALE Yorumları