Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

20.05.2019

Okunma Sayısı

1960

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Atlara İngiliz Vizesi!

Yıl 1919, Mayısın 16' sı...
İstanbul'dan Karadeniz'e doğru hareket eden kömürle çalışan bir vapur... Her an işgal kuvvetleri tarafından Karadeniz'de batırılma tehlikesi olan bir vapur...
Bandırma Vapuru, hem Türkiye Cumhuriyeti Ulus Devletinin doğum gününü hem de kendisinin doğum gününü ilan edecek bir kahramanı taşımaktaydı. 
Onunla beraber belli sayıda asker ve subay da vardı. İşgal altındaki İstanbul'dan böyle bir vapurun denize açılması için işgal kuvvetlerinden, İngiliz işgal komutanlığından, izin alınmalıydı, bu gerekiyordu. Kaç asker, kaç subay ve yanında taşınan her ne ise bunların bilinip onaylanması gerekiyordu. İstanbul'dan dışarı çıkmak ya da içeri girmek işgalcilerin iznine bağlıydı.
Mustafa Kemal ve yanındaki asker ve subaylara izin çıkması yetmiyordu. Vapurla gidecek olan iki tane de at vardı. Zira Anadolu'da Mustafa Kemal ve yaveri için bu atlar gerekliydi, başka ulaşım aracı yoktu. At sırtında Anadolu dolaşılıp teftiş (!) yapılacaktı. Zira Mustafa Kemal teftişe (!) gidiyordu. İşte bu iki at için de vize yani İstanbul'dan çıkış izni gerekiyordu. 
Bir Osmanlı Devletini paylaşan emperyalistlerin işkembesi doymamış, Anadoluyu da istiyorlardı. Türk Milletini Anadolu'da "boğmak" istiyorlardı. Onu da harita üzerinde paylaşmışlardı zaten. Ve İstanbul'dan Anadolu'ya direniş için geçmek ya da Anadolu'dan İstanbul'a giriş yasaktı, her şey işgalcilerin iznine bağlıydı.
Atlar için de İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığı yazılı izin veriyordu. Bugünkü siyasiler, aydınlar, vatandaşlar kısaca herkes bu belgeyi düşünüp olayın vahametini anlamalılar.
***
Mustafa Kemal her türlü tehlikeyi göze alarak belli sayıdaki arkadaşlarıyla yaklaşık 4 gün sürecek olan vapurla seyahat Samsun'a doğru İstanbul'dan ayrıldı.
Vapurun İngiliz istihbaratı tarafından batırılma tehlikesine karşın önce Sinop'a uğrayıp oradan kara yoluyla Samsun'a varmanın yolu araştırılır. Fakat kara yoluyla ulaşımın çok zor olduğu sonucuna varılır.
***
Dört gün süren yolculuktan sonra Bandırma Vapuru Samsun limanına ulaşır. Fakat orada da İngiliz İşgal kuvvetleri vardır. İngiliz istihbaratı Mustafa Kemal'in niyetini kavramış ve Samsun'da tutuklanması için Samsun'daki işgal kuvvetleri komutanına şifreli telgrafla emir vermişti. Ve İngiliz komutan tüm gücünü limana yığarak gelecek vapuru bekledi, gerekli tüm önlemleri aldı. (Bu konu bir başka yazımda anlatılacaktır.)
***
Ve Mustafa Kemal Samsun'a ayakbastı... Mustafa Kemal'in ağzından temsili ifadelerle sürdürelim:
"Samsun'a denizden karaya çıktım.
Türk İstiklal ve Hürriyet Mücadelesini başlattım.
Türk Milletinin azim ve kararlılığına inandım, güvendim. Dayandığım tek güç önce inandığım Yüce Tanrı, sonra Türk Milleti idi.
İşgal altındaki vatanımı ve milletimin iffetini kurtarmak ve korumak için milletimi örgütledim.
Vatanımı düşmandan halkımla beraber temizledim.
Batı emperyalizminin yenilmez gücünü halkımla birlikte önce Çanakkale'de durdurduk, sonra Anadolu'da tarihi dersini verdik.
Türk Milletime, bugünü yani 19 Mayıs gününün “Gençlik ve Spor Bayramı”, olarak anılmasını ilan ettim. Çünkü kurduğum ulus devlet Türkiye Cumhuriyeti gençlere emanettir.
***
Unutmadan söylemeliyim:
Bana doğum günümü soranlar oluyor. Haklılar, benim biyolojik doğum günüm belli değildi, ama artık bellidir.
Bugün, 19 Mayıs 1919 tarihi benim doğum günümdür. 
Türk Milletine, vatanıma varlığım feda olsun."
Deyip sözü bitirdi Mustafa Kemal Atatürk...
***
Gazi Paşa'm, 19 Mayıs 1919 tarihi sizinle birlikte Türkiye'nin de doğum günüdür. Ey Türk milleti, Ey Türkiye'm; Atatürk'ün doğum günü kutlu olsun.
Bugünün değerini anlamak ve bilmek için birazcık vicdan sahibi olmak yeterlidir. Dünü, Atatürk'ü unutturmak isteyenlere inat daha güçlü, daha coşkulu çalışacağız, Bayramımızı onurla, gururla kutlayacağız. 
***
İki at için işgal kuvvetlerinden "çıkış vizesi" almak zorunda olan Osmanlı Padişah'ı ve Onun hükumetini "suçsuz ve kabahatsiz" göstermeye çalışan "yalancı tarihçiler" var bu ülkede! Geçmişin karanlık küflü dehlizlerinde debelenmek isteyen, padişahlık, diktatörlük heveslisi günümüz örgütlü cehaletin yobaz temsilcilerinde zerre kadar vicdanları varsa iki at için bile vizenin alındığı Osmanlı Başkenti İstanbul'u düşünüp utanırlar.

MAKALE Yorumları