Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
MUHARREM YELLİCE
TÜRKOLOG
mail_outline : myellice07@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

20.04.2020

Okunma Sayısı

2924

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Atatürk’ün Cephede Okuduğu Kitap

‘’Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer’’ diye M.Akif’in tasvir ettiği cephe, Çanakkale.

Ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,

 

57.nci alay Komutanı Atatürk… Mermi bitmiş. ‘’süngü tak’’ emrinin verildiği anda Atatürk’ün orijinal Fransızcadan okuduğu bir kitaptan söz edeceğim. Bu kitaba geçmeden önce, bu kitabın yazarını oluşturan Fransız toplum yapısının hareketli çağlarına bir göz atalım.

1320-1421 yılları arasında Fransa İngiltere ile yüz yıl süren bir savaş anı yaşadı. Fransa kralları savaşı bahane ederek, merkezileşme politikalarına 1451 yılından sonrada devam etti. Köylü ve sanatkarların haklarını savunarak, kilise ve asillerin imtiyazlarını kısıtladılar.

13.Louis (1498-1515) Durup dururken Napoli krallığına saldırarak ele eçirdi.1.Francois (1515-1547) Kanuni ile macerasını bildiğimiz Fransuva olarak andığımız kral. İsviçre ve Alman krallıklarına saldırdı. Sanat ve edebiyatı destekleyerek, Rönesans ve hümanist fikirlerin gelişmesine yardımcı oldu. Osmanlı Padişahı kanuni ile ittifak yaptı. Fransız reformcusu Jean Calvin (1509-1564) bu zamanda yaşamış destek görmüştür. Düşünürün reformcu ve aydınlıkçı fikirleri, Katolikler ve burjuvalar tarafından tepki ile karşılanmıştır. Fransuva’dan sonra gelen krallar, calvinist fikirleri benimseyenlere eziyet edip öldürdüler. Saint Barthelemy katliamında otuz bin aydın öldürüldü. Kral 2.Henri (1574-1659) dinin reforma tabii tutulmasını istediği için bir Katolik keşiş tarafından katledildi. Böylece Valois hanedanı son buldu. Fransız tahtına büyük kavgalardan sonra başka bir hanedan Bourbonlar hâkim oldu. Bu  soy  protestandı, Katolikliği  seçip, Katolik  kardinalden taç giydiler. Bu kralda başka bir dini bağnaz tarafından öldürüldü.

2.Henriden sonra gelen krallar, İspanya ve Almanya’ya peş peşe savaş açtılar. Calvinci anlayışa savaş açtılar, onları baskı altına aldılar. Calvinçilerin birçoğu Cenevreye kaçtılar. 1618 te Almanyda  çıkan mezhep savaşında, Lüteryanları desteklediler. Bu savaş 1648 yılına kadar otuz yıl sürdü.

14.Louis.(1643-1715) yılları arasında 72 yıl krallık yapmıştır. Fransa’da en uzun süre tahta kalan kraldır. Fransa’yı mutlak monarşi ile yönetmiştir. Holanda, İngiltere, İspanya ve Avusturya’ya savaş açmıştır. Başlattığı istila savaşları ülke ekonomisini bitirmiştir. Köylülerin sırtına ağır vergiler yükledi. Hür düşünceyi savunan calvinistler sınır dışı edildi. Tefeciler, spekülatörler ve burjuvazi zenginleşti. Yargıçlık görevi para ile satın alınabilyordu.17.Osmanlı Devleti’nde de böyle idi.

15. Louis (1715-1774) yılları arasında  59 yıl  hükümran oldu. Beş yaşında kral oldu. Naipler ülkeyi yönetti. İktidarında krallık otoritesi zayıfladı. Fransız devriminin patlak vermesinde etkili olmuştur.

1750’den ortaya çıkan sanayi devrimi ile eski inanç ve adetlere tepki arttı. Büyük bir aydın kitlesi doğal yasalara dönülmesi gerektiğini savunuyorlardı. Kilisye, mutlakiyetci anlayışa, feodal imtiyazlara halkta korkunç bir tepki oluşmuştu.

Tam bu çağda Fransa’da, gözüpek aydınlar ortaya çıktı.1750-1793 yılları arasında gelişen Fransız düşüncesi dünyayı aydınlatan güneş olmuştur. Bu devir düşünürlerinden tüm Tanzimat aydınları, Jön Türkler, İttihat ve terakki Cumhuriyeti kuran kadro etkilenmiştir .Bu devrede ortaya çıkan düşünürleri üç guruba ayırabiliriz.

Toplumsal eleştiriçiler : Meslier, Morelly, Mobty

Burjuva düşünürler: Rousseau, Linguet, Neeker, Brissot.

Ütopyacı düşünürler: Vairasse’d’Allais.

Fransa’nın toplumsal yapısının oluşturduğu Atatürk’ü  etkileyen Jean Meslier’i ve fikirlerini anlamaya çalışalım.

JEAN MESLİER (1664-1729)

          15.nci Louis  (1710-1774) zamanında yaşadı.15 yaşında kral olup ülkeyi 59 yıl yönetti.

Güçsüz bir yöetim sergiledi,ülkeyi ihtillale hazırladı. Zamanında, Moliere, La Fontaine, Racine, Corneille gibi düşünürler yetişti. Bu sırada yoksul bir Fransız köyü olan Etrepgny’ de yoksul bir papaz yaşıyordu. Yıl  1692 idi.Köylüleri papanın emriyle Hristiyanlık yönünde yönetiyor, fakat inandığı dini baştan sona saçma buluyordu.Fakat düşüncelerini açığa vuramıyor, yalnızca okuyor ve yazıyordu.

Bu bu akıllı fakat korkak papazın ismi Jean Meslier’di. Öldüğü zaman ihtilale 60 yıl vardı. Fikirleri ancak ihtilalde doğrulandı.Yazdığı üç çiltlik  ‘’Jean Meslier’in vasiyeti’’adlı eseri 1864 yılında Voltaire tarafından bastırıldı. Bu kitap dini halk kitlelerini  baskı altında tutmak için icad edilmiş bir baskı unsu olarak gören bir din adamının yazdığı önemli bir eserdir. O çağın çürümüş Fransız kurum ve bürokrasisine  hiçbir ataist  veya demokrat düşünür, Meslier kadar hüçüm etmemiştir. Bu hücum 15 Louis yönetimine içten hüçumdur.Toplumsal eleştirileri söyle özetlenebilir.

‘’’’’’….Toprağın ürünlerini ortaklaşa kullanmak yerine, buralara bireysel olarak sahip çıkılmasıdır

 Her topluluğun üyelerinin kendilerini bir ailenin bireyleri gibi görmeleri ve herkesin çalışarak herkese hayat için gerekli  şeyleri üretecek  biçimde ekmek vermeleri doğru olur. Toplumlar egemenlik kurmak isteyenler tarafından değil, en akıllı ve iyi insanlar tarafından yönetilmelidir. Toplulukların barışı sürdürmek, karşılıklı yardımlarda bulunmak için birleşmeleri kaçınılmazdır. Küçüklerle büyükler, açlarla toklar, yoksullarla zenginler arasındaki uyuşmazlığı yaratan tek şey, yer yüzü nimetlerinin bölüşülmesi yani özel mülkiyettir. Bu adaletsizler göz önüne alınırsa,yani bir yanda bulunan lükse, öte yandaki yoksulluğa bakılırsa, bir yanda erdemli hayat,öte yanda kötülük bulunmadığı görülür. Bu durumda ayrıca Tanrı’nın varlığına inanmakta mümkün değildir. Çünkü adaletin böyle tepetaklak edilmesine razı olacak bir tanrı düşünülemez….

Eşitsizlik doğal hukukun ihlal edilmesidir. Bütün insanlar eşit doğarlar. İnsanlığın kurtuluşu halkların zorbalara karşı birleşmesinde ve malların kolektifliği ile herkesin çalışmasını gerektiren doğa yasalarının bilinip kavranılmasında aranmalıdır. Bu düşünceler Fransız devrimine giden yola düşenen  köşe taşlardır.

           Meslier’in din üzerideki görüşleri kısaca  şöyle özetlenebilir.

           Çıkar sahipleri,inanmadıkları şeyleri,halka inandırmakta maharetlidirler.İnanmadıkları şeylere inanıyormuş gibi yaparak çıkar sağlarlar. Her din temelsiz bir binadır. Teoloji; sistemleştirilmiş  bir cehalletir. Çıkar sahipleri; kendi arzu ve hilelerini,Tanrı’nın eylemleri olarak halka sunarlar. Tarih boyunca insanlar, kendi düşüncelerine uygun birTanrı’ya tapınmışlardır. Bütün dinlerde; kıskanç, intikamcı, öldürücü, yok edici, öldürmek ve vuruşmaktan hoşlanan, insanları kendi zevklerine göre itaat ettiren bir Tanrı’ya inanç vardır. O Tanrı’ya kuzular, tosunlar, çocuklar, insanlar ve hatta milletler tümden kurban edilir. İnsanlar, şeriatı koyanların ve rahiplerin tekrarladıkları,göklerin en yüksek bilinmeyen katından, indirildiği varsayılan, ahlaka inandırıldılar. Başka ahlak tanımadılar. insan düşüncesi bu teolojik uydurmalar sonucunda şaşkınlaştı. Kendisine yabancılaştı. Kendi gücünden kuşkuya düştü. Tecrübeye güvensizlik duydu. Korkak,ürkek bir insan tipi ortaya çıktı.Bu tip akıl ve düşünceyi aşağıladı. Ruhani otoriteye boyun büktü.kendini unuttu. Benliğini Tanrı korkusu sardı. Korkulan bir Tanrı vazgeçilmezi oldu. Cinayet işlemiş gibi her an Tanrıdan korktu.

  • Cinayet işlemek amansız bir vicdan azabıdırki,
  • azabı hatırından hiç çıkaramazsın.
  • Sen cinayet mi işledinki;
  • Tanrıdan korkup,O’nu hatırından çıkaramıyorsun??
  • Korkulan Tanrıyı hatırından çıkaramadığın srece,
  • Dşünsel korkun,
  • Seni Tanrı bağımlılığına götrüyor.
  • Kendini hr hissetmiyorsun.
  • Hr olmak,kendiliğinden edindiğin baskıcı fikirlerden kurtulmaktır.
  • Hr olamamanın imkansız korku kaynağı Tanrı mı acaba?
  • Korku insan aklının işlemesine engel bir duygudur.Tm dinlerin temeli korkudur.

İnsan maddi ve manevi belirsizlikte korkar. Bir süre sonra korkusu alışkanlık halini alır.

Korkulaçak bir şey olmadığında kendisini mutsuz ve boşlukta hisseder. Kavimlerin yöneticilerinin ilk yasaları, tanrısal korku yasalarıdır. Tebada korku hakim olmalı, düşünce güçü kırılmalıdır. Din yayıcılar veya yöneticiler, amaçlarının anlaşılmaması için, kavimlerine hep gökyüzünü gösterirler. Sema ninnileriyle onları uyuturlar. Bu açıkgözler, coçuksu akılların süt anneleridirler. İnsanlara ninni söyleyip,onların rahat uyumalarını sağlarlar.

          Hiçbir din Tanrıdan kuşku duymaz. Her dinin ana prensibi dğşünen zekeyı hırpalamaktır. Zekası hırpalanan insan özgür olamaz. Kendisini izah edemez. Bir güçe kendini bağımlı hisseder. Dinlerde tarikatlar bu içsel güdüden doğmuştur. Bu tip güçsüz insan Şeyhinden ve Tanrıdan korkar. Korkulmayan Tanrı bilincini bizim yoksul Yunus yaratmıştır Anadolumuzda…

        Yönetimleri ve dini acımasız şekilde eleştiren ilk düşünürdür Meslier.

      Bertrand Russel   (1872-1970)‘’Neden hristiyan Değilim’’ adlı eserinde,dinin uygarlık için yararlı olup olmadığı, Tanrının varlığı veya yokluğu,dinle ahlak ilişkisi, Hristiyanlığın toplumsal hayatta etkileri gibi konuları akıl terasisinde tartan bir eser. Bu tip eserler islam dünyasında  da  meydana geldi. Fakat yazarlarına hayat hakkı tanınmadı.

             Atatürk Fransız ihtilalini etkileyen tüm düşünürleri okumuştur.O’nun dünyasında Meslier’in önemli bir yeri vardır.

             Atatürk’ün  Çanakkale savaşında siperde önemli satırlarını çizerek okuduğu kitabın orjinali Anıt kabirde sergilenmektedir. Atatürk’ün emriyle Dr.Abdullah Cevdet’e ‘’Aklı Selim’’adıyla çevrilen kitap 1928 te  eski harflerle milli Eğitim bakanlığı yayınları arasında çıktı. Kitabı Abdullah Cevdet ‘’’En acizden ,en muktedire takdimdir’’diye yazarak sundu. Kitabın 1929 baskısı latin harfleriyle basıldı. Kitapta Meslier tüm dinleri akılcı bir şekilde eleştirdi. El yazamaları Pariste gizlice elden ele dolaştı. Eser o günün parasıyla 10 lui’ye kapışıldı. Filozof Voltaire ‘’Hiçbir şey Meslier’in kitabından daha etkili olamaz’’dedi. Kitabın basımı ve dağıtımında önemli rol oynadı. Kitap etki bakımından topun barutuna benzetildi.

             Atatürk’ün okuduğu kayıtlı kitap sayısı 3.997 dir.Kayda  girmeyenlerle berber 5000’in üzerine kitap okuduğu varsayılıyor. Bunlardan sadace 120 tanesi dinle ilgili kitaplar. Devrimlerin alt yapısı bilgi ve kültüre dayanıyor. Kaba kuvvette dayanan devrimler dünyada yerle bir oldu. Fransız düşünür Valery ‘’Aslanın vücudu yediği hayvanlardan mürekkeptir’’der. Atatürk’ü anlamak için okuduğu kitapları okumak lazım.

             Meslier’in kitabı kaynak yayınları tarafından 2012 yılında 9.ncu defa basıldı. ’’Sağduyu’’ adıyla basılan kitapta Atatürk’ün altını çizdiği satırlar bir araya toplanarak bir forma  halinde kitaba ilave edilmişdir.

KAYNAKCA:

1-Sosyalizm ve sosyal mücadelenin Tarihi.Max Beer. Çeviri: Hüseyin Duran Dorlion                     yayınları- ANKARA.2007. 

2.Sağduyu.Jean Meslier,çeviri:Dr.Beşir Fuad.Kaynak yayınları 2012 -İstanbul.

MAKALE Yorumları