Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ÖZKAN ÇİFTÇİ
YAN-BAKIŞ
mail_outline : ozkan.ciftci@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

19.05.2019

Okunma Sayısı

1394

Makaleyi Paylaş

Atatürk'e laf eden adama bakın ne oluyor!...

Bir 19 Mayıs daha geldi çattı.
İnsan böyle günlerde biraz hüzünlü, biraz da gururlu oluyor.
Yarına kadar,Atatürk ve 19 Mayıs için bir çok hikaye anlatılacak ve yazılacak.
Ama içlerinde yaşanmış ve beni çok etkilemiş bir hikayeyi size aktarmak istedim.
Bende 19 Mayıs için ne yazmalıyım diye düşünürken,
birden okuduğum kitapçıktaki bir kaç satır, gözlerimin ''fal çanağı'' gibi
açılmasına neden oldu.

Atatürk,büyük zaferin kazanılmasından sonra asıl büyük işleri
savaştan sonra yaptığı,okuduğum bu hikayelerle gerçeklik kazanıyor.

Dolmabahçe Sarayı’nda bir akşam Dr. Reşit Galip eğitim sorunlarını eleştirirken sert bir dil kullanıyor. Atatürk:

- Reşit Galip, Esat Bey benim hocamdır. Soframda hocam hakkında böyle konuşmanı istemem.

Deyince Reşit Galip tereddütsüz:

- Burası sizin değil, milletin sofrasıdır. Biz saraydayız ama, hocanız sultan hocası değildir. Cumhuriyette eleştiri serbesttir, diye başlayınca Atatürk:

- Sofradan kalk! emrini veriyor, Reşit Galip hiç aldırmayınca, Ata:

- O halde ben kalkarım, diye sofrayı terk ediyor. Sofradakiler de dağılmaya hazırlanırken, yaver şu emri getiriyor:

- Cumhurbaşkanı hazretleri kendileri varmış gibi sofranın devamını rica ediyorlar.

Ertesi sabah Reşit Galip, Ankara’ya hareket ediyor. Fakat aradan çok geçmeden Milli Eğitim Bakanı oluyor.


Yani Atatürk, sofrada hocasını korumaya çalışırken gerçekte doğruları kendisinin yüzüne söyleyip  haddini bildiren Reşit Galip'e de,  Milli Eğitim Bakanlığını layık görüyordu.

İşte bunun adı Cumhuriyet oluyordu.

Cumhuriyet varsa eleştiri vardır.Sistemi sorgulama vardır.

Demek ki biz hala Cumhuriyetin değerini anlayamamışız.

Doğru her zaman her yerde söylenmesi gereken bir erdemdir.

Keşke bu 19 Mayıs'ta, doğruların karşısında susan birer şeytan olmasaydık .. 

MAKALE Yorumları