Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
TÜLAY BOZKAYA
TOROSLARDA BİR MARAL GEZER
mail_outline : tulaybozkaya@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

03.04.2018

Okunma Sayısı

1586

Makaleyi Paylaş

Astım Mağarasındaki Dikit Şaşkın

Uzun bir aradan sonra gezi yazılarıma geri dönüş yaptım.

Haydi, bakalım bu geziden neler çıkacak.

Pazar günü Mersin’den Antalya’ya dönüyoruz.

Yol üzerinde kısa sürede görüp gezilebilecek yerlere bakıyorum.

Cennet-Cehennem

Astım Mağarası

İlk uğrayabileceğimiz yerler.

Narlıkuyu’da sapıyoruz kuzeye doğru. Yol kenarına kahvaltı mekânları sıralanmış.

Çocuklar karşılıyor ellerinde sarıpapatyadan kolyelerle.

Önce Cehennemi görelim ki cennet daha cazip gelsin istiyoruz. Zeytinlik bir araziden biraz yürüyüp hemencik ulaşıyoruz cehenneme. Kocaman bir çukur ağzı dar ve dibi karanlık.

Cehennem Obruğu   karstik zemin yapısının erozyona uğraması ile oluşmuş.

İçerisine inilmesi mümkün değil. Efsanesi olmayan cehennem olur mu?

Efsaneye göre; Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon’u buradaki bir kavgada yendikten sonra, onu Etna Yanardağı’nın altına sonsuza dek kapatmadan önce bir süre Cehennem çukurunda hapsetmiş.

Yeraltı deresinin yol açtığı kimyasal erozyonun etkisiyle çöken tavan, obruğu oluşturmuş, Yukarıdan bakınca evet burası cennet diyorsun. Geniş ve yemyeşil ağaçlarla kaplı. 400 -450 basamaklı merdiveni inerek ulaşıyorsunuz cennete. Kuşlar leylak ve çiçek kokuları ile karşılıyor güzel cıvıltıları ile. Ağaçlar arasında ilerlerken kilise çıkıyor karşınıza. Üstü açık. Kilise Paulus adında iyiliksever bir dindar tarafından Meryem Ana'ya adak olarak yaptırılmış. Kiliseden aşağı indikçe çamurla buluşuyorsunuz. Yukarıya çıkış zorlu biraz. Cennete girdikten sonra çıkmamak lazım.

Çıkışta bir çay bahçesinde soluklanıyoruz.

500 metre ilerde Astım Mağarasını da görmemek olmaz.

Mağaranın bulunduğu tepe çok güzel. Aşağıda Akdeniz’e Kız Kalesi güzellik katmış.

Mağaranın girişi kuyuya benziyor. Kıvrım kıvrım daracık bir merdivenden iniyorsunuz. Tereddütler oluşuyor o anda inmesem mi? vb.

Aşağıya inince havadar muhteşem bir mağara ile karşılaşıyorsunuz.

Nefes sorunum çözülür burada. Oksijenin farkına varıyorsunuz.

Mağarada sıcaklık ortalama 15 derece iken nem oranı yazın %85, kışın ise %95’e ulaşıyor. Mağara içindeki sıcaklık, basınç ve nem oranları astım hastalarına uygun değerler. Mağaranın Astım Mağarası olarak anılması da bu yüzden. Eski çağlarda Antakya’ya da ismini veren Roma Kralı Antiochus’un kızı Anna’nın astım hastalığına yakalandığı ve şifa için bu mağarada kalarak hastalığından kurtulduğu  efsanesi dillerde tabii ki.

Her geçtiğiniz galeriyi farklı güzellikte sarkıt ve dikitler süslüyor.

Devasa sarkıtlar ışıklandırma ile birlikte görsel şölene dönüşürken farklı insan ve hayvan figürlerine benzeyen dikitler dans ediyor. Perdeler sergide.

Güzellikler şaşkına çevirirken, bir dikitin üstüne çıkmış poz veren genç biriyle karşılaşıyorsunuz.

Aman Allahlım bu da ne?

Ne yapıyorsun)

Üstünde bulunduğun dikit kaç yılda oluşmuş?

Ne kadar zarar verdiğinin farkında mısın?

Aklımda delice sorular

Delice yorumlar

Güzelliklerin içindeki çirkinlikten ben şaşkınım.

Dikit benden de şaşkın.

Üç arkadaşlar belli amaçları macera.

Poz verip sosyal medyada paylaşsınlar

Bu güzelliklerin ne kadar zor oluşum olduğunun farkında değiller.

Kendinin bile farkında değil ki

Düşse kırılır kolu bacağı.

Kırılır kafası.

Mağara güzel

İnsanlar…

 

 

MAKALE Yorumları