Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. TUNCAY NEYİŞÇİ
HAVADAN SUDAN
mail_outline : tneyisci@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

06.02.2018

Okunma Sayısı

2256

Makaleyi Paylaş

Antalya’nın Sosyetesi

Yaklaşık iki hafta önce Feysbuk sayfama (Face book) bir fotoğraf koymuş ve ne amaçla koyulmuş olabileceğini sormuştum.  Fotoğraf bu.

Altmışın üzerinde yorum geldi. sadece bir kişi beklediğim yanıtı verdi, bir diğeri de çok yaklaştı.

Fotoğrafın ortasında deniz üzerinde beyaz küçücük bir nokta var. Bu  paslı, bakımsız bir dubadır ve 2. dünya savaşında (4 Temmuz 1941) Antalyalıların gözleri önünde (Bu olayın yaşayan tanıkları var) İngiliz uçakları tarafından batırılan Alman ordularına çephane ve askeri malzeme götürmekte olan hastane gemisi görünümüne bürünmüş Fransız destek gemisi Saint Didier'in yerini işaretliyor.

Saint Didier Adrasan civarında saldırıya uğrayıp yara aldıktan sonra kurtuluşu bordosuna Türk Bayrağı  çekerek Antalya limanına sığınmakta görür. Zamanın efsane valisi Haşim İşcan, merkezi hükümetin kararı doğrultusunda, buna izin vermez. Tam bu sırada gökyüzünde görünen İngiliz uçakları yat limanının yaklaşık 500 m açığında demirli gemiye saldırmaya başlarlar. Atılan torpillerden biri gemiyi ıskalayıp liman mescidinin batısında kıyıya çaparak infilak eder. İkinci torpil Saint Didier’in kıç tarafına isabet eder ve yavaş yavaş batmasına neden olur. Sağ kalan gemi mürettebatından bazıları yüzerek bazıları da balıkçı tekneleri tarafından karaya taşınır. Antalyalılar bu ilginç olayı Tophane’den  bir film seyreder gibi seyrederler.

Personelin sivil giyimli olması ve can derdinde iken bile şahsi eşyalarına gösterdikleri aşırı ilgi Antalyalıların  bu askerlere “sosyetik” gemilerine de “sosyete batığı” adını vermelerine yol açmıştır. Yüzerek karaya çıkıp canını kurtaran askerilerden bazılarının, karaya ayak basar basmaz, arka ceplerinden çıkardıkları aynaları taşlar arasına sıkıştırarak saçlarını taramaya başlamaları “sosyete” adının takılmasının gerçek nedeni olmalıdır.

Yaşamını kaybedenler için cenaze töreni düzenlenir. Yarılılar hastanede tedavi edilir. Sağların karnı doyurulur, Gazi Mustafa Kemal Okulu ikametlerine tahsis edilir. Sayıları 275’i bulan bu sosyetik Fransız asker yaklaşık 15 gün Antalya da kaldıktan sonra Isparta’ya gönderilirler. Hem Antalya ve hem de Isparta halkı ile hafızalara kazınan anılara, yaşanmışlıklara, etkinliklere neden olurlar.

8 Temmuz 1941 (gemi battıktan 4 gün sonra) tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde çıkan bir Haberden yola çıkan Kayhan Dörtlük (Suna-İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Enstitüsü-AKMED) eski müdürü) yaşamını yitiren askerlerin cenaze töreni ile Isparta’ya gönderilen Askerlerin fotoğraflarına  ve  sosyete batığıyla ilgili belgelere ulaşır ve AKMED’de sergiler. Sergi tanıtım yazısında Kayhan Dörtlük şu veciz cümleyi kurar;

Çoğumuzun varlığından haberdar olmadığımız, burnumuzun dibindeki bir şamandıranın altında yatan geminin bilmediğimiz öyküsünü noktalarken, sanki 57 yıl sonra, Tarık Akıltopu ile Arkadaş olmuştuk dediği Guy Truve'yi iskelede kol kola Saint Didier'in simgesi paslı şamandırayı duygulu gözlerle izlerken görüyorum.’’

Siz de görüyor musunuz?

Göremiyorsanız Antalya sevginiz eksik kalmış demektir.

Bu paslı şamandırayı, yaklaşık 90 yıldır  konuşturamayan bir kentin kurulmaya çalıştığı  “Kent Müzesi”  öksüz ya da Yetim doğacak demektir.

 

MAKALE Yorumları