Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ERDOĞAN KAHYA
ANTALYANIN KAHYASI
mail_outline : erdogan.kahya@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

12.03.2019

Okunma Sayısı

704

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Seçimden ne bekliyoruz?

Hangi işi yaparsanız yapın; ister ev hanımı, ister mühendis, ister öğretmen, ister şehirli, ister köylü olun, ne olursanız olun, siyasetçilerden ve bizi yönetenlerden mutlaka bir beklenti içindeyiz. İşte seçim dönemleri de bu istek fırtınasının tam ortası oluyor.

Yerel seçimlerde durum biraz daha farklı.

Seçilecek başkanla birebir karşılaşıyor, birlikte çalışıyor, el sıkıyor, kucaklaşıyor, komşuluk yapıyor…

Örneğin belediyelerde çalışan işçi, memur ya da taşeronsan seçilecek olan belediye başkanı seni çok yakından ilgilendiriyor. Hangisinin döneminde işe girmişsen, o’nun kazanmasını istiyorsun. Bu safiyane bir istek. Ne ücretine zam, ne de fazla mesai sen iş garantisi olarak mevcut başkanının yeniden koltuğa oturmasını istiyorsun.  Belediyelerden alacaklı olan esnaf da öyle… Alacağını garantiye almak istiyor. Ve “Dünyanın binbir türlü hali, var. Ya yeni kazanan, ‘o borçlandı, o ödesin’ der de paramı ödemezse?”diyor, oyunu mevcut başkana vermekle kalmıyor, etrafına da verdiriyor.

Köydeki, elinde-avucunda bir şeyi kalmamış, yardıma muhtaç yaşlı çift; kendisine bu yoksul hallerinde yardım edeni tercih ediyor. Evine ekmek, erzak, kömür v.s giden o kadar gariban var ki, belediyelerimiz işi daha ileriye götürdü bunlarla yetinmeyip, evde bakım hizmeti yanında kuaför, makyöz, berber ve hatta masajcı gönderiyor. Böyle hizmet yapan belediye başkanını kim sevmez ki? Yoksulluk maaşı alanlar da…

Genel seçim olsa, düzen bozulmasın, borçlarımız erteleniyor ya da yapılandırılıyor, iktidardan memnunuz diyen işadamları, yerel seçimde de tercihini yine iktidardan yana kullanıyor.

Sade vatandaş, işsiz olan evladına iş bulunsun da kim iktidarda olursa olsun anlayışında. Üniversite bitirmiş, iş bulamayan ve hala babasının emekli maaşı ile geçinmeye çalışan o gencin en büyük derdi seçimden önce iş bulabilmek. Kim kendisine iş verirse o’nun borusunu çalıyor. Üstelik ailecek…

Varoşlarda oturan, evine zor ulaşan garibanlar için, mahallelerine durak yapıp, toplu taşıma aracı gönderen başkan, en iyi başkandır. Ben olsam ben de o’na oyumu veririm. Başka ne isteyim ki?

Oysa bana sorsalar, ”Nasıl bir belediye ve başkan istersin?” diye… Açarım ağzımı yumarım gözümü;

Önce iyi yaşayabileceğim konforlu bir kent isterim,

Avrupalılar kentlerini güzelleştirmek, daha konforlu, kullanışlı ve ekolojik olarak daha zararsız hale getirmek için büyük çaba harcarken, bu çabaya bizim belediyelerin de katılmasını isterim.

Tarihi değerlerimizi koruyan, yakılmaktan ve yıkılmaktan kurtaran, tarihi dokunun göbeğine rüşvet vererek yeni binalar inşa edenlere taviz vermeyen anlayışlı bir belediye başkanı isterim.

Kent içi ulaşımda düşük enerji tüketimli metrolar, tramvaylar ve otobüslerin kullanılmasını sağlarım.

Lara’daki, Kepez’deki ve Konyaaltı’nda yaşayan insanların her gün, sabah akşam kente taşınmasını önleyecek tedbirler alır, işini kendi ilçesinde görmesini sağlarım,

Kent dokusunu arabalar değil insanlar için adım adım yeniden yapılandırmalıyız. Böylelikle yeni, verimli ve iş yoğunluklu bir yerleşim alanları oluşabilir.

Toplu taşıma dışındaki araçların şehir merkezine girmesini yasaklarım;

Nüfus yoğunluğunun artışına paralel Konut sayısını artırırken, mahallelerin çekiciliği de artırıp, birer cazibe merkezi haline getirir, araçlardan geriye kalan yolları yeşil alanlara dönüştürürüm.

Açıkçası, Tanrı’nın sadece Antalya’da yaşayanlara bahşettiği bu cenneti bin kat daha cennet yaparım…

MAKALE Yorumları