Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
HADİ İSTANBULLU
GİRİŞİMCİ HAYAT
mail_outline : hadiistanbullu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

29.02.2016

Okunma Sayısı

5372

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Antalya da Yaşayan Tarih : Elmalı

Uzun yıllar Antalya da yaşayıp ta varlığından habersiz olanın çok olduğu Antalya ya 1.5-2 saat uzaklıktaki henüz yok olmamış değerleri ve yaşayan tarihi dokusuyla bir kent var yanıbaşınızda adı : Elmalı  Bir hafta sonu şehir sitresinden ve gürültüsünden kendinizi kurtarıp dinginliğe ve huzura yelken açmak isterseniz Elmalı sizi mahcup etmez. Sizleri yüzyıllar ötesine götüren bir yolculuğa çıkarır. Henüz yok olmadan çevresi beton mezarlarla kaplanmadan ahşap konaklarını mutlaka görün. Söğütlü kahvelerde çayınızı yudumlayın. Paça çorbasını ve şiş köftesini yemeden gelmeyin. Kendinizi eski Osmanlı kent dokusuna ve çarşılarına teslim edin. Leblebi ve pekmezini mutlaka tadın. Değerli araştırmacılardan da yardım alarak tarihini biraz anlatalım.

Elmalı ilçesi, Güney Anadolu’yu kapsayan Toros Dağları’nın Batı Akdeniz Bölgesine uzanan kıvrımları arasına sıkışmış çanak şeklindeki bir plato üzerindedir. Eski kent yerleşim birimleri, yaklaşık 2500m yüksekliğinde yer alan Elmalı Dağı’nın güney eteğinde bulunmaktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metre civarındadır. İlçe bu yükseklik açısından ele alındığında bir yayla yerleşim olma özelliğini ortaya çıkarır. İlçenin güney kısmı bahçe, bağ ve ağaçlık alanlara sahiptir.
Yörenin tarihi, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda yaşamış olan Likyalılar ile başlar. İlçenin M.Ö. 2000-3000 yıllarına varan yaşantısı, hala tarihin karanlık örtüsü altındadır. Ancak bu devirlere ait mezarlarda yapılan kazılar ve incelemeler, Likyalıların bir Asya Kavimi olduğunu göstermiştir. Likya olarak anılan bölge, Roma ve Bizans İmparatorluğu'nun, Selçuklu Devleti’nin, Teke Beyliği'nin ve Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetiminde kalmıştır. Elmalı özellikle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bölgenin en gelişmiş yöresi olarak kültür, sanat ve ticaret alanlarında çevresine örnek olmuş, Likya'nın kuzeyini temsil eden önemli şehirlerden biri olarak kabul edilmiştir. Bölge, yönetim anlayışı olarak, Anadolu Selçukluları tarafından bu topraklara yerleştirilen ve bölgeye kendi adlarını veren Tekeli Türk boyları tarafından kurulup gelişir. Sultan Yıldırım Beyazıd döneminde de Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Gerek Teke beylerinin, gerekse ilk Osmanlı devrindeki Teke Sancak beylerinin bu bölgeyi yaylak olarak kullanmaları ve hatta bazı tarih kitaplarında Teke Sancağı’nın merkezi olarak Antalya yerine Elmalı’nın gösterilmesi, bu kasabanın kuruluşu ile ilgilidir. Elmalı, Kabalı, Amelas ve Elmalu isimleri ile anılmıştır. Türkler tarafından buranın yerleşim birimi olarak kullanılmasında yayla etkeninin önemli bir rolü olduğu söylenebilir. Günümüzde de aynı etkenin devam ettiği görülmektedir. Elmalı, Osmanlı Devleti'nin ilk zamanlarında Anadolu Eyaletine bağlı olan Teke Livası'nın merkezi ve Teke Paşaları'nın ikametgâhı olmasının ardından idare merkezinin Antalya'ya nakledilmesi üzerine ilçe haline gelmiştir.

İlçe sınırları içerisinde tarih öncesine ait hayat izleri taşıyan kalıntılar olan höyükler, eski eserler bakımından bakir inceleme alanlarıdır. Beyler, Semahöyük ve Müren höyükleri en önemlilerindendir. Halen Karaburun ve Kızılbel Kral Mezarları'nın onarım ve koruma çalışmaları sürdürülmektedir. Kral Mezarları, Elmalı Sikkeleri, İskender Yolu, Fildişi Leto Ana Heykeli, Gümüş Kral Heykeli, Semahöyük Küp Mezarları, Yapraklı Köyü Yazılı Kaya, Armutlu Köyü Kaya Mezarı, Söğle Yaylası Arı Serenleri, Ömer Paşa Camii ve Medresesi, Sinan-i Ümmi Külliyesi, Vahab-ı Ümmi Türbesi, Abdal Musa Türbesi, Elmalılı Hamdi Yazır Kent Müzesi gezilebilecek önemli tarihi yerlerdir. Elmalı evleri, sokakları, camileri, türbeleri ile sosyo- kültürel anlamda mimari örnekleriyle Osmanlı döneminin geleneksel yaşam tarzının bir oluşumudur. Kültür turizmi olarak değerlendirilebilecek tarihi evlerin bilimsel restorasyonla ekonomiye kazandırılması ve geleneksel mimarinin korunması ile gelecek kuşaklara aktarılması; yerel yönetimlerin ve halkın duyarlı katılımıyla ancak mümkün olabilir. Bir hazine var yanı başımızda hem de dünya kenti Antalya nın dibin de acaba kaç kişi bunun farkında? 

MAKALE Yorumları