Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DR. SEVİLAY ZORLU
PSİKİYATRİST
mail_outline : drsevilayzorlu@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

24.07.2018

Okunma Sayısı

976

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Anı Yaşamak mı Anda Kalabilmek mi?

“Sorun yarının faturaları değildir. Sorun fiziksel bedenin ölümü değildir. Sorun şimdi’nin yitirilmesidir, ziyan edilmesidir; ya da daha doğrusu, bir durumu ,olayı veya duyguyu kişisel bir soruna ve ıstıraba dönüştüren esas yanılgıdır. Şimdinin yitirilmesi “VAR’LIĞIN YİTİRİLMESİ “ dir….”

Yapılan tüm çalışmalarda, yalnızca para kazanmanın mutluluk getirmediği saptanmıştır. Hemen her gelir düzeyinde olan insanlar arasında paraya en büyük önceliği verenler ne gelirlerinden ne de bir bütün olarak yaşamlarından doyum sağlamaktadırlar.

Ayrıca, çok mutlu olan insanların, zamanlarının çok az bir bölümünü yalnız geçirdikleri büyük bir bölümünü toplumsallaşmaya ayırdıkları bulunmuştur.

Pek çoğumuz nereye gitiğimizi bilmeden yaşantımıza devam ediyoruz. Orta yaşa ve emekliliğe gelince de hayal kırıklıkları, anlam arayışı, depresyon ve ilişki sorunları yaşayabiliyoruz. Çünkü bizi yönlendirecek üst hedeflerimiz hiç olmamıştır.

Geçmişiniz geleceğinizi belirliyor mu?

Ne yazık ki geçmiş travmaları olmayan insan yok. Geçmişinizin geleceğinizi büyük ölçüde belirlediğine inanırsanız, kendinizi özgür seçim yapamayan yazgısı önceden belirlenmiş edilgen bir birey olarak görürsünüz. Oysa geleceğinizi büyük bir ölçüde belirleyecek olan,  yaptığınız seçimlerdir.

Affetmek bir seçim midir?

Geçmişinizi yeniden yazarak diğer bir deyişle kötü anılarınızı bağışlayarak ya da kabul ederek düşüncelerinizi değiştirebilirsiniz. Aslında affetmek demek size zarar veren kişinin suçsuz olduğu ya da size zarar verme konusunda haklı olduğu anlamına gelmez affetmek “düş yakamdan artık, beni rahat bırak, bana verdiğin yükten kurtuluyorum….” demektir. Aranızdaki olumsuz bağı koparmaktır.

 Bağışlamak çekilen acıyı sonlandırdığı gibi, yaşamdan daha çok doyum almaya da olanak sağlar. Bağışlamayarak söz konusu kişiyi incitmezsiniz, ancak bağışlayarak kendinizi özgür kılabilirsiniz. Bağışlamanın ardından bazen bir de uzlaşma gelirse, bağışladığınız kişiyle ilişkileriniz önemli ölçüde düzelebilir.

Acı çekmekten kaçmalı mıyız?

Tüm yaşamımızı acı çekmemek için kaçınarak, risk almayarak yaşasaydık kendimizi bulamayabilirdik. Kestirme yollardan oluşan bir yaşamı seçmek insanın güçlü yönlerini ve erdemlerini öldürebilir. Bazen travmalarımızdan, örselenmelerimizden öğrenerek gelişir ve değişiriz.

Salt zevk alma isteği insanı güdümleyebilir ancak insanda bir değişiklik yaratmaz; bu arada var olan gereksinimler doyurulmaya çalışılır. Oysa gösterilen bir çabanın ardından haz almak geçici olarak zorlanmaya yol açsa da daha çok uyum sağlar.

Güzel bir otelde deniz kenarında kahvenizi yudumlamak güzeldir. Ancak yeni yeni öğrenmeye başladığınız tenis oyununda topa ardı ardına vurabiliyor olmanız size çok daha büyük bir mutluluk verir. Kendi güçlerinizle katılım gösterdiğiniz etkinlikler; edilgen mutluluklarınızdan daha çok doyum sağlar. Yaşamda gerçekten doyum bulabilmek için  kestirme yollardan geçebileceğimize, kişisel güçlerimizi ve erdemlerimizi yaşama geçirmeden mutlu olabileceğimize inanmayı artık bırakmamız gerekir.

Zevkler anlıktır ve duyumsanan duyguyla tamamlanır. Alışkanlık haline gelmesinin duygusuzlaştırıcı etkisi ortadan kaldırılarak, daha çok tadına varılarak ve ayırımında olunarak yaşanan zevkler daha da artırılabilir. Hoşa giden bir yaşam şimdi, geçmiş ve gelecekle ilgili olumlu duyguları başarılı bir biçimde birlikte yaşatır.

Hazlar daha kalıcıdır. Kendini verme ve kendinden geçmeyle diğer bir deyişle akışla belirlidir. Hazları tanımlayan hissedilen herhangi olumlu bir duygunun varlığı değil yokluğudur. Hazlar güçlerinizi ve kişisel değerlerinizi kullandığınız zaman ortaya çıkar.

Zamandan özgürleşmek mümkün müdür?

Çoğu insan, anda mevcudiyeti ya hiç deneyimlemez ya da seyrek olarak, onun ne olduğunu tanımadan, tesadüfen ve kısa bir süre için deneyimler. Önce dikkatinizin ne kadar seyrek bir biçimde gerçekten ŞİMDİ’de bulunduğunun farkına varabilirsiniz. Anda olmadığınızı bilmek bir başarıdır. Bu biliş başlangıçta sadece birkaç saniye sürebilir. Sonra giderek artan bir sıklıkla, bilincinizi geçmiş ve gelecek arasında yitirdiğinizi fark edersiniz. Onun içinde sadece birkaç saniye değil, çok daha uzun bir süre kalabilirsiniz. Böylece,siz anda mevcudiyet haline sağlam bir biçimde yerleşmeden önce, yani tam bilinçli olmadan önce, bir süre bilinçlilik - bilinçsizlik arasında gider gelirsiniz. Siz tekrar tekrar ŞİMDİ’yi kaybeder ve ona geri dönersiniz. En sonunda, anda mevcudiyet sizin hakim haliniz olur ve dengelenebilirsiniz.

Uzm.Dr. Sevilay ZORLU

Psikiyatrist &  Psikoterapist

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

facebook.com/antalyaterapipsikiyatri

Şirinyalı Mh. İsmet Gökşen Cad.

1528 S. Şahbaz Apt. K:2 D:5

Tel: 0 (242) 316 98 99

 

MAKALE Yorumları