Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ERDOĞAN KAHYA
ANTALYANIN KAHYASI
mail_outline : erdogan.kahya@gmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

24.05.2019

Okunma Sayısı

804

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Ahde Vefa

Bizde garip bir töre var, belki de naturamızdan kaynaklı; insanlar sağlığında değil, öldükten sonra kıymete biniyor. Oysa yaşarken sevgimizi anlatsak birbirimize… Ölmesini beklemeden paylaşsak bazı sevinçleri ve mutlulukları… Belki de acıları ve hüzünleri…

Daha güzel olmaz mı?

Cadde ve sokak isimlerini insanlar öldükten sonra veriyoruz. Hatta rahmetlilerin isimlerinin bir yere verilmesini; karar verici Belediye Meclisi ya da başkanı değil de yakınları istiyor. Anısını yaşatmak için…

Bu memlekete hizmet eden, taş üstüne taş koyan, emek veren nice belediye başkanları, nice sivil toplum örgütü başkanları, akil insanları, amiri-memuru var. Bazıları öldükten sonra bile hatırlanmıyor.

Bu işte bir de yönetime gelen başkanın siyasi görüşü önemli. Öylesi kutuplaşmaya, ayrışmaya meraklıyız ki, başkanın etrafını saran yalakalar görevden vazife çıkararak hemen hükmü veriyorlar:

“Yok o bizden değil”, “Bir gün olsun partinin kapısını açmadı”, “O’na gelinceye kadar adı verilecek daha neler var” gibi safsatalarla Belediye Başkanlarını etkiliyorlar…

Bir-iki örnek vereyim:

Boğaçayı üzerindeki köprü, kent merkezi ile Konyaaltı’nın en önemli bağlantısı dönemin Belediye Başkanı Bekir Kumbul tarafından yapıldı. Üzerine de “Bu köprü Belediye Başkanı Dr. Bekir Kumbul döneminde yapılmıştır” yaftası asıldı. Menderes Türel göreve geldiğinde, kimin yaptığı hala bilinmiyor, bu yafta kayboldu, yerine de “Bu köprü Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmıştır”  yazısı geldi.

Hasan Subaşı bu memlekete 10 yıl hizmet etti. Yaptığı, ettiği ortada. Önce Muratpaşa Camii’nden aşağıya inen yola o bölgedeki esnaf Hasan Subaşı adının verilmesini istedi. Belediyeye dilekçe verdiler, Subaşı kabul etmedi ve meclis gündemine de aldırmadı. Ama esnaf Hasan Subaşı tabelasını kendi astı, daha sonra da Mustafa Akaydın döneminde isim meclis kararı alınarak yasallaştı.

Hasan Subaşı’nın bu kez Meclis üyelerinin isteği ile kendi yaptığı AKM, Cam Pramit’in bulunduğu Park’a adı verildi. Giriş kapısına da bir pirinç tabela asıldı.

Daha sonra seçilen Dr. Bekir Kumbul, bu isim konusunda meclis kararı olmadığını gerekçe göstererek tabelayı indirdi ve meclis kararı ile de parka “Atatürk” adı verildi.  Oysa Konyaaltı Caddesi’ndeki Park’ın adı da Atatürk Parkı idi. İki Atatürk Parkımız oldu. Bir süre sonra da, Parkın giriş kapısına “Bu Park Belediye Başkanı Av. Hasan Subaşı tarafından yaptırılmıştır” yaftası asıldı.

Seçimler öncesi bir toplantı için gittiğim Atatürk Parkı’nda bu tabelanın yerinden çıkarıldığını fark ettim. Bunun ittifak görüşmelerine rast gelmesi dikkat çekiciydi ve belediye yetkililerine sordum, tabelanın bir kaza sonucu kırıldığı söylendi, “Yeniden asılacak” dediler.

Gerçekten yeniden asıldı. Bu kez yeni bir yafta, AKM’nin camına yapıştırılmış. Üzerinde “Bu bina Hasan Subaşı döneminde yapılmıştır”… Sadece bir bina, parkı kim yaptı o zaman, yıllarca eleştirdiğiniz Cam Pramit’i kim yaptı?

Bu gerçekten Milletvekili seçilen Subaşı’na yapılan büyük bir ayıp. İstemediği halde Park verilen adını geri alıyorsunuz sesini çıkarmıyor. Döneminde yapıldı tabelasını kaldırmak, ayıptan öte kindarlık…

Tabelaları asıp, indirmekle ne elde ediyoruz? Bu kent ayakta kaldığı sürece halk, kimin ne yaptığını unutmaz. Yaşayan bir insanın adının verilip sonra geri alınması çok çirkin bir tavır.

Önerim, yeni Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Ahde Vefa gösterip, Atatürk Parkı zaten var olduğu için buraya Hasan Subaşı adını geri vermesidir. Bu iade-i itibardır. Atatürk adına çok meraklı isek, haydi hep birlikte kampanya yapalım, adına “Arena” denilen stadyuma Atatürk adını verelim…

Var mısınız imza kampanyasına?..

 

MAKALE Yorumları