Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
DOÇ. DR. FAİK ARDAHAN
YARINA YOLCULUK
mail_outline : faikardahan@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

24.03.2009

Okunma Sayısı

21874

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

29 Mart Seçimleri ve Halk Pazarları

Halk pazarlarında genellikle birbirine benzer ürünler vardır. Üç aşağı beş yukarı aynıdırlar. Hem görünüş olarak hem de fiyat olarak. Ürünün üreticileri ile satıcıları çoğunlukla farklıdırlar. Üreticiler de çoğu zaman pazardadırlar ama ürünü alıp satanlar perakendeciler satarlar. Neredeyse hepsi “bağlık çığlık” satarlar her şeyi orada.

 

“Domates” diye bağıranlarla “portakal” diye bağıranların sesleri “marul” diye bağıranlarınkine karışır ve çoğu zaman gerçekten gürültü yaparlar bağrışlarıyla. Halkın pazarında halka sattıklarını abartarak olmayan ürün özelliklerini olmayan içerikleriyle ballandıra ballandıra anlatırlar.  Bir an evvel alış verişinizi yapıp gitmek istersiniz. Hiç sesleri kısılmaz mı dersiniz? Hatta bazen de eğlenceli olur, durur seyredersiniz.

 

Her yörenin kendine göre pazarları vardır. Mesela Antalya’da konfeksiyonda “Çarşamba Pazarı” en meşhur olanıdır. Sebze eve meyvede en meşhuru Dokumada kurulan Cumartesi Pazarı ve Pazar Pazarıdır. Mesela Alanya’nın ve Adrasan’ın Cuma Pazarları oraların en meşhur pazarlarıdır.

 

Pazar bitince geriye atılmış, çürük artıklar ve çöpler kalır. Bir de pazaryerine sinmiş pazarcıların gürültüsü.

 

Gelişmiş bir çok ülkede de özellikle kırsalda bu pazarlar kurulur. Ama hiçte bizdeki gibi değildir. Ne gürültü vardır ne de bittikten sonra çöplük olarak kalır pazaryeri. Sebebi oranın gelişmiş olmasıdır.

 

Bizim siyasi hayatımızda rol alan partiler ister solda, ister ortada veya ister sağda olsunlar  birbirinin üç aşağı beş yukarı birbirinin aynısı değiller mi? Aynen Halk pazarlarındaki ürünler gibi.

 

Bu sebeple; bizim seçimlerimizdeki propagandalar da “halk pazarı” mantığıyla yapılıyor. Her yörede her partinin adaylar bilmem kaçar tane otobüs, minibüs, taksi kiralamış akşama kadar ne dediği anlaşılmayan, anlaşılsa bile gürültü halindeki propagandayı yapıyorlar. Kime sorduysam ki yaklaşık 2000 kişi olmuştur bu tarz propagandadan hepsi olumsuz fikir beyan ettiler. Dersine girdiğim yaklaşık 750 öğrencimin hepsi “bu halden rahatsız olduklarını, mümkün olsa mevcut hiç bir siyasi partiye oy vermek istemediklerini, ama çaresiz bu partilerden birine vereceklerini” dile getirdiler.

 

Ortak nokta şu; bu para hepimizin cebinden çıkıyor ve çağdışı yöntemlerle siyasi propaganda yapılıyor.

 

Bağıran bağırana. Çok çirkin bir görüntü ve maalesef ki benim ülkeme hiç yakışmıyor.

 

Bu seçimlerde; Tüm Türkiye’de sadece bayrak, filama, afiş, broşür, el ilanı, kiralık arabalar, onların yakıtları, ses sistemleri gibi malzemelere verilen para ne kadardı acaba?

 

Bununla kaç okul yapılabilirdi?

Özellikle tüm dünyanın küresel olarak yaşadığı bu küresel kriz zamanı bu işlere harcanan paralarla kaç iş yeri yapılabilirdi ve kaç kişiye istihdam yaratılırdı?

 

 

Gelişmiş ülkelerde böyle bir propaganda yok. Olmadığı için, bu işlere harcanan parların boşa olduğunu gördükleri için, seçmenleri böyle etkileyemedikleri için adamlar bu yöntemi 70 sene önce terk etmişler ve bu sebeple de gelişmiş ülke olmuşlardır.

 

Bitsin artık çağdışı kalmış zihniyetle yapılan ve adına semim propagandası denilen “gürültü” ile yapılan zulüm.

MAKALE Yorumları