Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
PROF. DR. RAMAZAN DEMİR
BİLİMSEL DÜŞÜNCE
mail_outline : rdemir@akdeniz.edu.tr
Dinle

Yayın Tarihi

03.05.2016

Okunma Sayısı

1806

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

25 Nisan ve 18 Mart...

Geçtiğimiz Mart ayında, Çanakkale Savaşları Zaferinin 101. yılını onurla, gururla kutladık.

Çoğu vatandaşımız sanıyor ki; 18 Mart 1915 günü her şey olupbitti, düşman oradan kaçıp gitti! Çanakkale'de yok edildi. Doğru değil bu sanı... İşin aslını açıklayalım; bilmeyen öğrensin. Çanakkale tabyaları, düşman tarafından 19 Şubat 1915 tarihinden itibaren bombalanmaya başlandı.
***
18 Mart 1915 gün ve gecesi kazanılan zaferin ana teması, itilaf devletlerin donanmasının Çanakkale boğazından geçme teşebbüsü engellenmiştir. Başarının büyük kısmı müstahkem mevki komutanı Cevat Paşa, Türk topçuları ve Seyit Onbaşı'ya aittir.
Fakat yaklaşık bir ay kadar zaman boyunca Türk mevzilerine, tabyalarına bomba yağdırmaya devam edilmiştir. Denizden geçmenin imkânsız olduğunu gören düşman, karadan geçip, İstanbul'a varıp, işgali gerçekleştirmek...

Bunun için de Gelibolu'ya en uygun asker çıkarma alanları seçildi.
Önce; Ordu Komutanı Alman Liman von Sandres'i aldatmak için Saroz Körfezi'ne çıkarmanın yapılacağı izlemini veren bazı savaş zırhlıları yönlendirildi. Liman Paşa, bu taktiğe aldandı ve Türk kuvvetlerin çoğunu Saroz Körfezi'ne kaydırdı. 25 Nisan 1915 günü yaklaşık 48 saat boyunca Liman Paşa ile irtibat sağlanamadı.
***
Hâlbuki karaya asker çıkarmanın en uygun bölge olarak Arıburun olduğunu Albay Mustafa Kemal'in defalarca söylemesine rağmen söz dinletemedi. Genelkurmay ve ordu komutanı Liman von Sanders inadından vazgeçmedi, bildiğini okudu...
Nitekim 25 Nisan 1915'te, Gelibolu yarımadasına, Batılı emperyalistler karadan Çanakkale'yi geçmek için, İstanbul'a varıp işgali gerçekleştirmek için, çekirge sürüleri gibi saldırıp, karaya çıkarma yaptılar.
***
Ordu'dan sorumlu Alman Liman von Sandres, Albay Mustafa Kemal'in öngörüsünün aksine düşmanın aldatmaca oyununa gelerek, kuvvetleri Saroz Körfez'ine yönlendirdiği için Arınburun bölgesi savunmasız kaldı, çok küçük bir birliğe terk edilmişti.. Esas çıkarma ve saldırı bölgesi Arıburun olmasına rağmen askeri hata yapılmıştı, sahil korumaya yönelik çok az bir kuvvet bırakarak ortadan kayboldu Bay Liman'ın bu yanlış kararları, on binlerce Mehmetçiğin şehit olmasına sebep olmuştur...
Arıburnu'ndan çıkarma yapan düşman karşısında tutunamayıp, kaçmakta olan Türk askerine "ölmeyi emrederek" savaşarak yönlendiren, düşmanı durduran Mustafa Kemal, 18 Mart Deniz Zafer'ini de anlamlı kıldı böylece...
***
Düşünmek gerek; Çanakkale'de 25 Nisan-22 Ağustos arasında olağanüstü bir mücadele veren Mustafa Kemal'i anmadan Çanakkale başarısını anlatan nankörlere söylenecek çok şey var...
Bunu asla unutmayalım!
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferini kutladığımızda, bu başarının henüz işin başı olduğunu bilmek gerek... Çanakkale'yi geçilmez kılan sadece 18 Mart değildir; devamı olan 9 ay 15 gün sürecek büyük mücadeledir geçit vermeyen...
Türk Milletinin direnişi, dirilişi, iman ve inanç savaşı başarıyı getirdi.
Bu başarı bir bütündür, ne 18 Martı yok saymak ne de 25 Nisan direnişini yok saymak Çanakkale mücadelenin ruhuna yakışmaz.
18 Mart 1915 Deniz Savaşları ne kadar zafer ve önemli ise, 25 Nisan 1915 günü ölümüne savaşıp, bedenlerini düşmana siper eden, başarılan diriliş ve direniş daha anlamlı ve daha büyük zaferdir aslında.

Zira 25 Nisan günü, düşmana karşı topraktan siper değil, kurşuna karşı Türk'ün gövdesini siper yaptığı bir zafer günüdür. Savaş işte o an kazanılmıştır diyor Gazi Paşa...
***
Gerçekleri bilelim ve hakkını teslim edelim.
Bugün evlerimizde oturup bu satırları yazabiliyorsak, borçlu olduğumuz Çanakkale savaşlarının kahraman komutanlar ve kefensiz yatan şehitlerdir.

Onun devamı İstiklal Savaşıyla olmuş ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti 23 Nisan 1920 de kurulmuştur.
Bunlar asla unutulmamalıdır.
Bu zaferin kahramanları çoktur ama başı çekenler Mustafa Kemal, Mahmut Sabri, Şefik Aker, Hüseyin Avni'dir! Her birini minnetle ve rahmetle anıyoruz!
***
1919 Samsun mücadelesiyle başlayacak İstiklal Savaşı, aslında ve gerçek anlamıyla Çanakkale direnişinde kazanıldı... Çanakkale kazanılmasaydı, İstiklal Savaşı zor olur ve kazanılırdı!
***
Anadolu'nun Sahibi kim?
Şimdilerde emperyalistler, tarihi bilimini kullanarak Türk Milleti aleyhinde konuşmaya, yeni tertipler kurmaya devam ediyorlar, edeceklerdir de...
Asla durmayacaklar, susmayacaklardır.

Anadolu'da, Türk halkından, Mustafa Kemal'den yedikleri şamarı asla unutmadılar, onun rövanşının peşindeler...
***
Emperyalizmin elindeki en güçlü silahlardan biri tarih bilimidir.
İleri sürülen iddialar ilginçtir; Anadolu topraklarımızdaki "antik uygarlıklar" gerekçe gösterilerek, bu uygarlıkların kendilerine ait olduğunu ileri sürerek, Türk Milletini "istilacı" ilan etmektedirler.
Daha ne Musevilik, ne Hristiyanlık söz konusu iken, Anadolu topraklarında yaşayan halkların bir kısmı çok tanrılı, bir kısmı "Göktanrı" inancı olan ve Türklerin inanç sistemi "Tengri" inancı ile Pers İmparatorluğunun "Zerdüşt" inancı vardı.
Bir rivayete göre ise (?) Ayasofya'nın kurulduğu topraklarda, Hun Türkleri tarafından otağ kurulduğu düşüncesidir. İddiaya göre bu konudaki belgeler Vatikan'ın gizli arşivlerinde mevcutmuş... Araştırılmalıdır.

***
Anadolu'da İÖ dönemlere ait Türk izleri, örneğin koçbaşı mezar taşları, bal ballar, Anadolu'daki "Ön Türkler" olarak bilinen topluluklarından kalma olduğunu bilelim. Türk Peçenek ve Gök Oğuz Türkleri tarafından yapmış olduğu bazı eserlerin halen arkeologlarca tespit edildiği de biliniyor. Dahası Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Anadolu yedi bin yıllık Türk yurdudur" derken işte bu tarihi gerçekleri bilerek söylediğini de bilelim ve kendimize gelelim.
***
Çağdaşlaşma yolunda 23 Nisan 1920 kurulan Türkiye Ulus Devletini, Ortadoğululaştırma gayretine giren, bedevilerin kuyruğuna takılma seviyesizliğini gösteren örgütlü cehalete mutlaka dur denilmelidir.
Toplum, tıpkı 1920'de olduğu gibi mukadderatına sahip çıkmalıdır.

MAKALE Yorumları